Devletin taraf olduğu sözleşmelerde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmesi Türkiye’nin uluslararası itibarını koruması ve kuvvetlendirmesi adına elzemdir.

  • Aksi durumda mağdur; hem yatırımcı, hem bankalar, hem de devlet olacaktır.
  • Yatırımcılar ancak krediler ödendikten sonra kar payı dağıtımına başlayabildikleri için, henüz bu projelerin tamamına yakınında bir karları bulunmamaktadır ve dolayısı ile büyük zararlar edeceklerdir.
  • Bankalar, projenin ortadan kalkması ile kredilerini tahsil edemeyecekler ve büyük zararlara maruz kalacaklardır. En iyi olasılıkla, devletin borç üstlenimini kabul ettiği ve borcu devralma seçeneğini tercih ettiği durumda, kredi bankalar nezdinde kamu borcuna dönecektir ve proje nakit akışına dayalı finansman yapısı bozulduğu için bankaların kredi riski artacaktır.
  • Devlet, yatırımcının kusuru bulunmadığı durumda ve proje özelinde herhangi bir somut neden olmaksızın sözleşmeyi feshetmesi durumunda hem iç hem de dış piyasada büyük bir itibar kaybına uğrayacaktır. Devletimiz uluslararası tahkim nezdinde davalara maruz kalacak, ülkemizin kredi notu ciddi şekilde düşecektir. Ayrıca; borç üstlenimini kabul ettiği senaryoda da kamu borcu ciddi bir artış gösterecek ve bu da ülke kredi notunu daha da düşürecektir.