İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bayramı ağız tadıyla yaşayabildik mi?

Değerli dostlar merhaba. Manevi iklimin birer ödülü olarak yılda iki defa kapımızı çalan bayramlardan Ramazan Bayramı’nı sizlerle birlikte selamladıktan sonra normal hayata döndük. Bu yıl da bir bayrama daha kavuştuk kavuşmasına ama bayramın üzerimizdeki hakkını vermeden de bayramı geçirmenin hayatımızdan bir şeyleri eksilttiğini gözlemledim. Maalesef bayramları bir süredir hep eksik yaşıyoruz. Eze eze geçirdiğimiz yıllar içinde neleri eksik bırakmadık ki? Kucaklaşmayı, paylaşmayı, ikramı, sıla-i rahimi ve nicesini… Sonra da sandık ki bayramlar bizim. Halbuki o bayramlar bizlerden şimdi çok uzaklarda. Uzaklaşan önce o olmadı, biz olduk. Önce Ramazan’a hürmeti unuttuk. Sonra ibadeti terk ettik. Ardından yardımlaşmayı bırakıp bencilce kendi ihtiyaçlarımıza odaklandık. Bunlar yetmezmiş gibi bayramın yanına tatil kelimesini ekledik. Sonra da evlerimizi terk edip gönül kapımızı herkese karşı kilitledik. Kilitler paslandıkça paslandı ve maalesef bu pas çürümüşlükle ruhumuzu sarmaya başladı. Sonra da kalkıp ‘Bayramların tadı kalmadı’ diye sahtekârca ifadelere sığındık. Yanlışsam lütfen düzeltin. Hiçbir şeyin çalışmadan elde edilemeyeceği bir dünyada yaşıyoruz. Bir kere bayramı bayram gibi yaşamak için de bayramı hak etmek gerek. Bayramlar bizler için Yaradan tarafından sunulan birer ödüldür. Ağız tadıyla geçirilmesi gereken bu günlerde her nedense ağzımızın tadını bozacak o kadar çok şeyle karşılaşıyoruz ki, saymakla bitmez. Bir yanımızda hayat pahalılığı, öte yanımızda siyaset arenasındaki kısır çekişmeler, kuzeyimizde savaş, güneyimizde belirsizlikler… Dahası tüm zorluklara rağmen yarınlar için mücadele eden milyonlar… Bu tablo, bu ülkenin kader çizgisinde sık sık karşımıza çıkıyor. Kronikleşen krizler yüzünden güven ve samimiyet endeksinin dip yapmasını doğal karşılar hale geldik.

Savaşları birçok bahaneye bağlayanları dinlemekten bıktık ve savaş mağdurlarının yaşadıkları çileyi sıradan bir film sahnesi gibi görmeye başladık.   Mevsimlerin bile bizleri şaşırttığı şu yalancı dünyada bayramları bayram gibi yaşamak, tadıyla hak etmek için acaba ne yapıyoruz? Bir kere Yaradana karşı kulluk görevimizde kendimizi sınava tabi tutsak kaçımız geçer not alır? Günahların sıradan hayat modellerine dönüştürüldüğü şu garip dünyada doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanırken iyi insan avcılığı yapsak acaba gönül heybemize kaç kişiyi sığdırabiliriz? Gönlümüz ile nefsimiz arasındaki gelgitlerden yorulurken mantıkla duygularımızı savaştırarak yorgun düşmenin çaresizliği ile bayramı bayram gibi yaşayamama tuzaklarında boğulduğumuzun farkında mıyız?

Eğer bu dostane düşüncelerim sizlerin kalbinde bir uyanışa vesile olursa, işte bu benim için gerçek bayram demektir. Her bayramda hatırlanması gereken güzel sözleri de unutmadım… 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı Edebiyat Büyük Ödülüne layık görülen USTA EDEBIYATÇI GÜRBÜZ AZAK’ın dediği gibi Ramazan bir kez daha en büyük ikramını sunarak veda etti bizlere. Adı ‘bayram’ olan bu ikrama hiç kimse değer biçemez. İşte o bayram günleri de geride kaldı.   Dünyayı sarsan, yüreklere korku salan virüsle savaşın ardından yaşadığımız Rusya –Ukrayna savaşına rağmen içimizde umut ışıklarını yakan bayram, hepimize bir kez daha “Buyurun, bende herkese yetecek kadar lezzet, tat, barış ve gülümseme var” diyerek selamladı bizleri ve hemen gidiverdi. Bu vesileyle bayrama kavuşmanın şükrünü bilenler kadar onun ardından yenisini n gelmesi için bugünden hazırlık yapanlara selam olsun… Her şeye rağmen bugünlerin sıradan olmadığını bilerek soluklananlara, kucaklaşmadan mahrum kaldığı halde dostlarını arayıp soranlara, geçmişlerine rahmet dileyenlere, yaşanan zorlukları birer musibet olarak görenlere ve yarınlardan umudunu kesmeyenlere bayram selamı olsun. Bayram geçip gitse de Ramazan’ın aşıladığı varlığı ve yokluğu paylaşım hissiniz daim olsun…  

Mission News Theme by Compete Themes.