Makaleler

O mektubu göndermek bir itibar suikastı mı?

Kim ne derse desin, siyasette dengeli olmak ve itibarlı görünmek siyasetçi için puan kazanmada joker konumundadır. İster iktidardaki partiye isterse muhalefet partilerinden her hangi birine tabi olsun, her milletvekili için dengeli siyasetin fotoğrafını vermek onu sandıkta mutlaka başarılı kılar. Daha da önemlisi itibarına olan desteği devamlı hale getirir. Ama bizim memlekette bir milletvekili ya da parti genel başkanı her hangi bir şeyin üzerine ne kadar çok giderse ve yeri geldiğinde ipin ucunu kaçırırsa, onun daha fazla itibar kazandığı ve iyi siyaset yaptığı zannediliyor. Bu tabloya sadece bu dönemde değil her devirde rastlamamız mümkün. 

Gelin görün ki, yine bizi güzel ülkemizde yüksek tansiyonlu siyaset yapmayana siyasetçi denilmiyor. Ya önüne hangi konu gelirse laf atacaksın, ya bir konuyu ortaya atıp onun üstüme üstüne gideceksin ya da ‘ondan, bizden’ ayrımcılığı ile cephe oluşturup fikirleri çarpıştıracaksın. Sanki bu saydıklarım yapılmazsa ne sana siyasetçi derler ne de yaptıklarına siyaset.

Seçime aylar kala başlayan ve hayali bir Cumhurbaşkanı aday söylemiyle gündem oluşturmayı başaran muhalefet kanadından vitrin o kadar dolu ki, tartışılacak malzemenin biri geliyor biri gidiyor.  Bunu da en iyi şekilde icra edenlerin başında Ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu Bey geliyor. Kılıçdaroğlu, diline bir şey doladı mı ucu nereye giderse gitsin o inat huylu çocuklar gibi zamanla aynı şeyleri söyler hale geliyor.  Hangi konuyu sıralarsak sıralayalım, Kemal Beyin mutlaka bir diyeceği oluyor. Bunlardan birisi de, malzeme yönüyle nereye çekersek , mutlaka tartışılabilecek meşhur Kanal İstanbul projesi…

19 yıllık AK PARTİ hükümetlerinin son 10 yılına damgasını vuran en büyük planlarından birisi olarak bildiğimiz Kanal İstanbul artık proje olarak hayat bulmaya başlasa da, muhalefet kat edilen mesafeyi yok saymakta ısrar ediyor. Yıllardır siyasetçilerin en gözde malzemelerinden birisi olma özelliğini koruyan Kanal İstanbul’la ilgili olarak Ulaştırma Bakanlığı sürekli bilgilendirme yaparken, Kemal Bey kalkıyor, önce projeyi yok hükmünde sayıyor, ardından da dünyaya Cumhurbaşkanı tarafından açık davet yapılan ihale süreçlerine katılmayı planlayan ülkelere parmak gösterircesine mektupla mesaj veriyor. Bu mektubun yansımalarının ülkemizin itibarını nereden nereye getireceğini herkes tahmin etmelidir.

Hangi üst akıl (!) tarafından ortaya atılıp kaleme alınarak büyükelçilere iletildiği er geç ortaya çıkacak bu adım, maalesef Türkiye’ye karşı az çok yatırım iştahı olan ülkelerin iştahını kesecektir. Dahası ülke olarak itibarımızın ne derecede olduğunu ve nerelere sürükleneceğini ortaya koyması açısından bu mektup bir ibret vesikası olacaktır. 

Mektupta kullanılan dilin tehditkâr boyutta olması da cabası. Neymiş…İhaleyi kim alırsa alsın ağır bedeller ödermiş. Bre Kemal Bey, adama sormazlar mı… eğer gün gelir iktidarın başında sizler yer alırsanız ve aynı ülkelerin şirketlerine ‘Gelin bizim ülkemizde yatırım yapın’ davetinde bulunursanız, o zaman da o şirketlerin yöneticileri tehditkâr ifadelerin yer aldığı bu mektubu hatırlatırsa ne yapacaksın? ‘Gün bugünkü gün’ mü diyeceksin? 

Dış yatırımların ağır aksak geldiği ve TL’nin itibar suikastına uğradığı bir dönemde böyle bir mektubun bazı ülkelerin büyükelçilikleri vasıtasıyla gündeme getirilmesinden memnuniyet duyanlar mutlaka olacaktır. Bu mektup, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘çılgın proje’ olarak tanıtmasından 9- 10 yıl son devreye aldırdığı bir projeyi olsa olsa biraz geciktirebilir ama engelleyeceğini düşünmüyorum. Öte yandan bunca bilimsel gerçekliğe parselle yürütülen ve yüzyıl öncesinde ecdadın İstanbul’a dev bir kanal yaparak şehre nefes aldırma projesi olarak bilinen bir uluslararası girişimi hiçe sayıp şehrin itibarına bir suikast yapmak İstanbul için de bir kayıp olacaktır. Bu tehdit dili ile battığını iddia ettikleri ülkenin geleceğine iyilik yerine kötülük yapanları yarın sandıkta başarı yerine hüsran karşılayabilir. Doğrusu, ‘Kanal İstanbul yapılsın mı ya da yapılmasın mı?’ yönündeki bir referandumun maliyetini böylesine hiddetli bir yaklaşımın ve itibar suikastının maliyetine tercih ederdim. 

En son İçerik

Merkez Bankası’ndan piyasaya müdahale

Döviz kurundaki aşırı oynaklık sonrası Merkez Bankası'ndan piyasaya müdahale geldi. Konuyla ilgili Merkez Bankası açıklama…

Çalışanını enflasyona ezdirmeyen 10 şirket

Yüksek enflasyon karşısında çalışanlarını korumak için kolları sıvayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bazı…

İstanbul’da enflasyon zirvede

İstanbul'da perakende fiyatlar kasım ayında aylık bazda yüzde 4,71, yıllık bazda yüzde 24,05 artış kaydetti.…

Marketlerden poşete zam isteği

Zincir marketlerin poşet fiyatlarına yüzde 100 artış istediği belirtildi. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve…

Merkez Bankası kayıp paranın nereye gittiğini açıkladı

Merkez Bankası rezervlerinde yer alan 128 milyar doların nereye harcandığına yönelik kalem açıklaması yapılmamıştı. Konuya…

COP26 + karbon ve su ayak izi + atık yönetimi

Merhaba Sevgili Dostlarım,Bildiğiniz gibi “2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı” yaygın olarak kullanılan adıyla COP26;…