Makaleler

A dostlar memleket batıyor da haberim mi yok

İktidara gelmek için sadece iktidarı değil ülkesindeki birçok şeyi kötüleme konusunda dünya genelinde bir yarışma düzenlense eminim ki, bizimkiler birinci gelir. İster adına siyaset deyin, isterse memleketi kurtarma operasyonu, her iki halde de gidişattan memnun olmayanların tarafında bulunduğumu belirtmek isterim. Tabi ki gidişattan kastım, muhalefetin ürettiği siyasetin uzun soluklu olmamasıdır. Bir dönem AK Parti’nin iktidara gelmesi ve güçlenmesinde büyük rol oynayan ‘mağdur olma ve mağdurun yanında yer alma’ politikalarının evrimleşerek muhalefet tarafından elbise gibi kullanılmaya başlanması dikkatlerden kaçmıyor. Tabi ki sizler gibi günlük hayatın zorluklarını yaşayan ve üstesinden gelmeye çalışan bir vatandaş olarak, ben de her şeye gözü kapalı baş sallamıyorum. Dahası her gün karşılaştığımız haksızlıklara karşı da tepkimi anında ortaya koymaktan da çekinmiyorum. Konu memleketin batışı olunca da, duyarsız davranmanın yanlışlığına düşmeden birkaç tespitte bulunmak istiyorum.

Bugün sokakta kime sorarsak soralım, hemen hemen herkes halinden memnun değil. Memnuniyetsizliğin başlıca nedeni ise memleketin iyi yönetilmemesi olarak gösteriliyor. Siyasetin muhalefet cephesine yarayan bu bakış artık gündemin tam ortasına oturmuş durumda. Sorunun temelinde ise geçim sıkıntısı kaynaklı dinamikler var. Hiç kimse son 10 yılda kazandıklarını hesaba katmıyor. Kayıp edebiyatını diline dolayan iktidara veryansın ediyor. Sabit gelirli vatandaş için durum ne ise orta gelir grubu hatta zengin için de aynı… İşte bana göre meselenin irdelenmesi gereken yönü bu olmalı. Asgari ücretle geçimin sağlamaya çalışanlarla kazancı yerinde olanların hatta onlarca kira geliri bulunanların aynı ağızdan konuşmaları inandırıcı gelmiyor. Bir tarafta ekmeğini zar zor evine getirenler öte yanda ekmeğine yağ sürüp, ‘yok mu daha fazlası’ diyenler… Hatta utanmadan, “Battık, bittik, mahvolduk” diyenler. Ben bu tabloyu, Mercedes’i olduğu halde dilencilik yapan vatandaşın durumuyla aynı tutuyorum. Ağlamayı hastalık haline dönüştüren ama bildiğinden de geri kalmayan kesimlerin yokmuş gibi davrandıkları bir ülkede “Battık, bittik, mahvolduk…” edebiyatı yapmak nereye kadar tutarlı olabilir.

Muhalefetin ekmeğine yağ süren bu kesime göre Türkiye’nin iflas noktasına sürüklendiği görülüyor. Ama işin iç yüzüne baktığımızda onların da işinin yolunda olduğunu görüyoruz. Yeri gelmişken, benzer fikirleri dile getiren bir yazarımızın köşesine yansıyan ifadelerini paylaşayım…

“…..“İktidar yandaşı” diye iddia edilen televizyon kanallarında bile, kafayı çıkartan bazı programcılar, çaktırmadan aynı edebiyatı körüklüyorlar: “Bittik, mahvolduk.”

Gazetelere bakıyorum: “Garantili geçişlerden şu kadar milyar dolar içeri girdik. Garantili hastalardan, şu kadar milyar dolar zarardayız!”

İnternet sitelerine bakıyorum: “Otomobil fiyatları hiç olmadığı şekilde zirve yaptı. Artık araba almak hayal!”

Devam ediyorum: “Market fiyatları uçtu, gidiyor. Vatandaş evine ekmek götüremez duruma geldi. Talep daralacağı için, artık toplu iflaslarla karşı karşıya kalacağız.”

Tüm bu olumsuz algı operasyonlarını okuduktan, dinledikten, izledikten sonra..

Sokağa çıkıyorum..

Trafikteki arabadan adım atamıyorsunuz..

Şaşırıyorum..

Çöp konteynerlerine bakıyorum..

Yiyecek dolu poşetleri görüp, fıttırıyorum..

Konutlardaki lüks donanıma bakıyorum, deliriyorum..

Hangisi doğru?

Okuduklarımız, ekranda izlediklerimiz, radyoda dinlediklerimiz mi?

Yoksa, bizzat canlı olarak gördüklerimiz mi?

Donup kalıyorum..

“Tırlatmaya az kaldı, doktorum nerde.” diyorum.

Ve dün açıklanan rakamlara bakıyorum..

İhracatta bir rekor daha kırılmış.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir ayda 20,8 milyar dolarlık ihracat yapılmış!

Sadece aylık bazda olsa..

“Bir çiçekle bahar gelmez” der, geçeriz.

“Bir önceki aya bak sen” der, kendimizi sığaya çekeriz.

Ama bir önceki ay da rekor kırılmış..

Ondan önceki ay da rekor kırılmış..

Rekorlar tekrar tekrar, üst üste, üst üste, kırıla kırıla geliyor..

Yazın sıcağında da kırılıyor, sonbaharın ortasında da kırılıyor..

Kırılıyor ki..

Son 12 aylık ihracat rekoru da, cumhuriyet tarihinin en üst rakamına ulaşmış..

Son 12 aylık ihracat, 215,6 milyar dolar olmuş..

Önceki aylarda, şeytanın avukatlığını yapıp, “İyi de, ihracatta artış, tek başına bir şey ifade etmez.. Onun bir de ikiz kardeşi var.. İthalat ne durumda, ona bakmazsan, tek başına ihracatta rekor üstüne rekor kırman, bazen daha geriye gittiğini bile gizler..” diye düşünüp, hemen ithalat rakamlarına bakardım..

Yine öyle yaptım..

Artmış, ithalat da artmış..

Ama oranlara baktığınızda..

İhracatın artma oranı yüzde 20,2..

İthalatın geçtiğimiz ekim ayına göre artma oranı yüzde 13..

Hani hep diyorlardı ya..

“İthal edip, küçük bir ekleme ile, ihraç ediyoruz. Bakmayın siz ihracat rakamlarına, aslında onların büyük miktarı, zaten ithal edilenler.”

Diyorlardı ya..

“Bakın ithalattaki artışa.. Oransal olarak ihracattaki artıştan fazla. E daha, işlerin iyiye gittiğini nasıl söylersiniz?”

Ama şimdi rakamlar çok net!

İthalatımız yüzde 13 artarken, ihracatımız yüzde 20,2 arttığına göre..

Hiç de öyle, “Batmış, bitmiş, iflas etmiş bir ülke” görünümünde değiliz..

Rakamların daha başka yönleri de var..

Ekim ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 93,4 oldu.

Hani “Halamın bıyığı olsaydı” türünden sözlerle, tezler geliştirmeyi pek tercih etmem ama..

Enerji imkanlarımızın yeterince olmaması, son yılların sorunu değil.

Üzerine beton dökülen petrol kuyuları, daha yeni yeni açılıyor..

Doğalgaz rezervlerinin tespitleri, kendi sondaj gemilerimiz ile yeni yeni yapılıyor..

Bu hatırlatmalar eşliğinde söyleyelim, “Enerji hariç tutarsak. Ekim ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 118,8”

Yani, enerjimiz, kendi kendimize yeter miktarda olsa idi..

Dışardan enerji ithal etmek zorunda kalmasaydık..

Ki, ithal ettiğimiz ülkeler de, çalışarak elde etmekten ziyade, Allah vergisi bir imkan ile, bulundukları coğrafyada yeraltı zenginliklerini olması hasebi ile o enerjiye sahipler..

Onlar, yerin altından çıkarttıkları ile, ithalatlarını ancak karşılıyorlar..

Ama biz..

Enerjiyi hariç tutarsak, ithalatımızı aşıyoruz..

Enerjiden ihracat da yapmıyoruz/yeraltı zenginliklerimiz o boyutta olmadığı için, yapamıyoruz..

Eee..

İflas etmiş bir ülkede, böyle rakamlar çıkar mı?…”

Evet dostlar, rakamlar ortada… Sokaktaki vatandaşın morali yerinde mi değil mi diye bakarsak, tabi ki değil. Çünkü olana şükretmeden olmayanın peşinde gidenlerin sayısı küçümsenmeyecek kadar fazla. Hayatını borç sarmalı içinde idame ettirenler için tek kurtuluş iktidarın tabir yerindeyse, def olup gitmesi ise acaba aynı vatandaş iktidara gelecek olanların ne yapacağını biliyor mu? İnanın birlikte sokağa çıkıp 50 vatandaşa aynı soruyu sorsak yüzde 80’inden “Bilmiyoruz’ cevabını alırız. Demek ki, muhalif bir bakışla bir şeylere karşı çıkıyoruz ama savunduğumuz şeyin de ne olduğunu bilmiyoruz.

Bütün bunlar ülkenin durumunu değiştirecek adımların atılması için Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi için bir fırsat olmalı. Bunun ötesinin nereye gideceğini bizlerden önce onlar mutlaka düşünüyordur. Ama adım atma konusunda da gecikmezlerse en azından 2023 seçimlerine kadar hem gerçek mağdurlar bir nefes almış olur hem de kendini mağdur gösterenlere bir ders verilmiş olunur.

En son İçerik

Merkez Bankası’ndan piyasaya müdahale

Döviz kurundaki aşırı oynaklık sonrası Merkez Bankası'ndan piyasaya müdahale geldi. Konuyla ilgili Merkez Bankası açıklama…

Çalışanını enflasyona ezdirmeyen 10 şirket

Yüksek enflasyon karşısında çalışanlarını korumak için kolları sıvayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bazı…

İstanbul’da enflasyon zirvede

İstanbul'da perakende fiyatlar kasım ayında aylık bazda yüzde 4,71, yıllık bazda yüzde 24,05 artış kaydetti.…

Marketlerden poşete zam isteği

Zincir marketlerin poşet fiyatlarına yüzde 100 artış istediği belirtildi. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve…

Merkez Bankası kayıp paranın nereye gittiğini açıkladı

Merkez Bankası rezervlerinde yer alan 128 milyar doların nereye harcandığına yönelik kalem açıklaması yapılmamıştı. Konuya…

COP26 + karbon ve su ayak izi + atık yönetimi

Merhaba Sevgili Dostlarım,Bildiğiniz gibi “2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı” yaygın olarak kullanılan adıyla COP26;…