Makaleler

Hedonistik mutluluk

En çok karıştırılan iki kavram hedonizm (hazcılık) ve mutluluk. Son zamanlarda hedonizm bize mutluluk olarak pazarlandı ve bizler sonu gelmeyen anlık zevklere odaklandık.

Hedonizm aslında felsefi bir görüştür. Sokrates’ in  öğrencisi Aristippos’un öğretisi olarak karşımıza  çıkmaktadır (M.Ö. 435-355) Bu felsefeye göre insanların dünyadaki amacı acıdan kaçarak haz peşinde koşmaktır. Bu felsefeye göre insana haz veren duygular iyidir, bunun yanında acı, keder ve üzüntüler ise kötüdür.

 Düşünün M.Ö. 435 yılında ortaya çıkan bu görüş günümüzde karşımıza çıkıyor ve hatta hayatımıza giriyor,  mutluluğu kenara ittiriyor “çekil ben geldim” diyor. Mesela tüketim çılgınlığı,  mağazadan eve gelinceye kadar ki mutluluğumuz  veya mutluluk sandığımız hazzımız, haz çabuk tükenir ve Sonra hemen yeni bir haz’a ihtiyacımız olur ne yapsak? Hadi arabayı değiştirelim, hadi falanca markanın saatini de alalım. Keyfi paketi açıncaya kadar süren mutluluklar. Sanki insanlığın varlık nedeni haz ve anında doyum elde etmeye dönüşmüş durumda.

Duygu tatminine dayalı hayatlar kişinin kendini tanıma ve potansiyelini arttırmaya imkan verebilir mi? Hazza dayalı bir hayatın hikayesi olur mu? Üretmeden tüketme hakkını kendimizde görmeye başladıysak eğer işte tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Potansiyelini tanıma, onu geliştirme ve gerçekleştirme imkanın olmayacak demektir. Evet tüketmek haz veriyor, oysaki hayatı anlamlı kılan aşılan engellerdir ve bu engelleri aşmak için verilen mücadeledir.

Örnekleyelim; bir koşu yarışı var , sözde siz de katılıyorsunuz, olmaz ya size diyorlarki ‘senin koşmana gerek yok, biz seni bitiş çizgisine getiricez  ve sen kazanacaksın, sadece çizgiyi geçip sevinmiş gibi yap’ diyorlar, öyle de oluyor; tek damla ter dökmeden, vücudun hiç bir hormon salgılamadan, yorulmadan, tek bir kasını bile hareket ettirmeden, hatta saçların bile dağılmadan, kirlenmemiş, ıslanmamış formanla çizgiyi geçip ellerini kaldırıyorsun!!

“heyy kazandım”

Dönüp arkana baktığında hala çizgiye gelmeye uğraşan pes etmemiş, kaybettiğini veya başından beri kaybedeceğini bildiği halde vazgeçmemiş, mücadele eden asıl hakedenleri görüyorsun; nefesleri kesilmiş, kan ter içinde. Boşver sen kazandın ya (!)  hadi sevin bakalım! Sevinebilir misin? Ve herkes biliyor senin aslında koşmadığını, bu başarıdan gurur duyabilir misin? Kendini bu başarı ile sen kabul edebilir misin? veya çevrene kabul ettirebilir misin?

Şimdi  soruyorum; hangi sporcunun yerinde olmak isterdiniz? İşte böyle, hayat bir mücadeledir. İstediğin şey bazen hiçte istemediğin şekilde sonuçlanıyorsa, işte o zaman doğru yoldasındır çünkü gerçek bir deneyim kazandın artık! Olgunluk yolculuğudur bu, bu yolculuk hayatın boyunca sorumluluk üstlenmeyi ve hazzı ertelemeyi gerektirir. Biliyorum değerlerimiz değişti fakat hepimiz sadece kendi benliğimizden sorumluyuz, herşey anlamak ve farketmek ile başlar bazen anlık bir farkındalık meyvasını bir ömür sunar bize.

Hak etmediği makamlara gelen insanları hep şaşırarak seyretmişimdir. Siz seyretmiyor musunuz? Düştükleri acınası durumu ve sonlarını görmüyor musunuz?

En son İçerik

Nohut ve amonyak ihracı izne bağlandı

Resmi Gazete'nin 16 Ekim 2021 tarihli sayısında nohut, saf amonyak ve sülfürik asit ihracı kayda…

İran ile Çin Dışişleri Bakanları nükleer anlaşmayı görüştü

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, nükleer anlaşma meselesini…

Günlük vaka sayısı 30 bin 694

Türkiye'de son 24 saatte 363 bin 536 Kovid-19 testi yapıldı, 30 bin 694 kişinin testi…

Motorine zam yolda

Pazartesi gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorinin litresi 23 kuruş zamlanacak. Dolar/TL kuru ile…

Dünya Gıda Günü’nde israfa karşı KADEME A.Ş.’den “Sıfır Atık”a davet

Kademe A.Ş. Dünya Gıda Günü’nde, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşumunun engellenmesini veya…

Dünyada en çok suç işlenen 10 ülke

Global İnitiative tarafından yayınlanan ''Küresel Organize Suç Endeksi'' verilerini sizler için derledik. Endekse göre organize…