Makaleler

Bizleri COVİD değil umutsuzluk aşısı öldürecek

Bilmem farkında mısınız, bizim memlekette yaşamak ne kadar zorsa siyasetin inişli çıkışlı yollarında olup bitenden bir sonuç çıkarmak da o kadar zordur. İşte size birkaç örnek… Bir kere bürokrasinin çarkı öylesine ağır dönüyor ki, bir işi sonuçlandırmak için adamın adeta canını çıkartıyorlar. Bu gelenek hangi iktidar gelirse gelsin maalesef bozulmuyor. ‘Birileri diyecek ki, birileri yapsın’ düzeni memleketin kalkınmasına yarar yerine zarar getiriyor. Bürokrasideki hantallık ve korku yüzünden huzurun tesisi için çaba gösterenleri küstürecek bir noktaya doğru gidiyoruz. Mesela başı boş olan enflasyonla mücadelede yaşadıklarımız ortada. Aslında kimsenin enflasyonla mücadele falan ettiği de yok. Çoğu şey göstermelik şekilde gelip geçiyor. Herkesin şikayetçi olduğu bu konuda yine herkes kendi tutturduğu yolunda ilerlemenin çabasında. Zaman zaman dillendirdiğim gibi aynanın karşısına geçip kimse kendi vicdanıyla, izanıyla yüzleşmek istemiyor. İlle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birilerini uyarması bekleniyor. Erdoğan kükreyecek bürokratlar harekete geçecek… ‘Olacak iş mi?’ demeyin dostlar. Adamcağız neyin derdine düşsün… İlle de o uyaracak, bakanı ve bürokratı ‘Cumhurbaşkanımızın talimatıdır’ deyip ilk adımı atacak… Ayıptır, günahtır beyler. Böyle yaparsanız tabi ki işler yoluna girmez. O vakit millet, yeni çıkış yolunu en azından sandıkta aramaya kalkar. 

Bir başka örnek daha verelim… Geçmiş yıllarda kirada oturan ailede çalışan iki kişiden birisi maaşıyla kira, fatura ve hatta mutfak masraflarını karşılarken; günümüzde sadece kirayı karşılamak için bir kişinin çalışması gerekiyor. Peki ne oldu da kara kara düşündüğümüz bugünlere geldik. Paranın suyu mu çekildi?  Çaresizliğin kaynağı nedir? Geçim derdi seçimle mi aşılacak? Yoksa Türkiye için seçim tek mi kurtuluş yolu olacak?

Bu sorulara cevap vermek hem zor, hem de kolay dostlar. İşin zor yanı dünya genelinde pandemiden kaynaklı yaşanılan tükenmişliklerin üst üste gelmesidir. Öte yandan bana bir tek ülke gösterin ki, insanları yüzde yüz gelecekten umutlu olsun ve kendisini yöneten hükümetinden yüzde yüz memnun görünsün. COVİD-19’un yıkıcı gücünün gölgesinde böyle bir ülkenin olduğunu söylemek oldukça zor. Milleti birden bire karamsarlığa sürükleyen temel  nedenin umutsuzluk aşısı olduğu kanaatindeyim. 

Tekrar ve tekrar yazıyorum… Zamların gerekçesi ne olursa olsun ille de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birilerini uyarması mı gerekiyor. Geçmiş yıllarda nasıl yaşadığından ziyade gelecekte ne şekilde yaşayacağı sorusuna cevap arayan milyonların mutluluğu için Cumhurbaşkanının tek başına mücadele etmesi artık yeterli gelmiyor. Ben, ne şuncuyum ne de buncu. Muhalefetin vaatleri tam anlamıyla benim aklıma yatmasa da, liderlerin açıklamalarını dikkatle izliyorum. Özellikle CHP Lideri Kemal Bey’in her şeye ama her şeye çare bulacağını iddia etmesinin ardında gerçekçi rakamların olmadığı kanaatindeyim. Benim bu kanaatimi değiştirecek bir planları varsa ve paylaşırlarsa sizlere de sunmaya hazırım dostlar. Bu arada gerektiğinde iktidara da millet adına uyarıda bulunmayı görev bilirim. Bu minvalde AK Parti’nin ekonomi yönetimi artık sahaya inmeli ve vatandaşa ne anlatacaksa anlatmalıdır. Bunu yaparken de, bürokrasideki hantallığın sona erdirilip, kör düğümlerin bir bir çözülmesi gerekiyor. Yoksa rahmetli Özal döneminden miras kalan orta direk denen vatandaşlarla en fakir kesimde yer alan milyonların umudu olmak için yarın geç kalmış olabilirler. Millete her fırsatta içi boş umut dağıtanların iktidara geldiklerinde dünyanın kaç bucak olduğunu görmek istemeyenler de bugünden itibaren 20 yıllık icraatları gerçekçi bir bakışla teraziye koymalıdır.

Sözün özü; dost acı söylermiş… AK Parti, teşkilatlardan başlayarak kendine gelmeli ve milletten aldığı emanetin hakkını vermelidir. Kibir ve bencillik gemisinde yol almaya devam ederlerse, son virajda Erdoğan bile onları kurtaramaz. Muhalafet ise ekonomi odaklı vaatlerinde sürekli veren ve iptal eden değil kendilerine emanet edilenlerle milleti kalkındıracak formülleri adam akıllı anlatmalıdır. ‘Dostlarımızla birlikte iktidar olacağız’ diyen Kemal Bey, hangi sorunu kimlerle nasıl çözeceğini açıklamalıdır. Hangi konumda olursa olsun kimsenin umutsuzluk aşısıyla 85 milyonu üzmeye hakkı yoktur. Kim ne derse desin en sonunda takdir bu yüce milletin olacaktır. İyi haftalar diliyorum. 

En son İçerik

Nohut ve amonyak ihracı izne bağlandı

Resmi Gazete'nin 16 Ekim 2021 tarihli sayısında nohut, saf amonyak ve sülfürik asit ihracı kayda…

İran ile Çin Dışişleri Bakanları nükleer anlaşmayı görüştü

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, nükleer anlaşma meselesini…

Günlük vaka sayısı 30 bin 694

Türkiye'de son 24 saatte 363 bin 536 Kovid-19 testi yapıldı, 30 bin 694 kişinin testi…

Motorine zam yolda

Pazartesi gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorinin litresi 23 kuruş zamlanacak. Dolar/TL kuru ile…

Dünya Gıda Günü’nde israfa karşı KADEME A.Ş.’den “Sıfır Atık”a davet

Kademe A.Ş. Dünya Gıda Günü’nde, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşumunun engellenmesini veya…

Dünyada en çok suç işlenen 10 ülke

Global İnitiative tarafından yayınlanan ''Küresel Organize Suç Endeksi'' verilerini sizler için derledik. Endekse göre organize…