Makaleler

Kılıçdaroğlu’nun tatlı reçetesi ve acı gerçekler

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu SGK Genel Müdürlüğü döneminden beri tanırım. Siyasete atıldığı ilk dönemde kendisini radyo programıma davet etmiş ve yüz yüze de tanışmıştım. Daha sonra defalarca telefonla katıldığı programlarımda görüşlerini sunarken yapıcı yaklaşımından taviz vermemişti. CHP Grup Başkanvekilliği döneminde ise muhalefet olmanın gereği eleştirilerinin dozunu artıran Kemal Bey, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın baş rolde olduğu kaset skandalının ardından kendisini Atatürk’ün partisi CHP’nin liderlik koltuğunda buluvermişti.  Tabi ki o zamanki siyasi dinamiklerle şimdikini kıyasladığımızda, Kemal Bey’in siyasetin taşlı yollarında defalarca fatura ödediğini söyleyebiliriz. Başta seçim yenilgileri olmak üzere parti içi dengelerin sarsılması sürecinde nice zorluklarla karşı kaşıya kalan CHP Lideri, yavaş yavaş Cumhurbaşkanı kim olacak senaryosunun baş aktörü görünme yolunda ilerliyor. Ancak bu rolün gerçekten kendisine nasip olup olmayacağını en geç 2023 Haziranında yapılacak seçimlerde göreceğiz.

Konumuz siyaset olunca, hele hele bir de ana muhalefet partisinin liderinden söz ediyorsak, birçok meselenin dillendirilebileceğini sizler de biliyorsunuz. Ama vaktinizi fazla çalmadan sayın Kılıçdaroğlu’nun kamuoyuna kısa yoldan ‘Bu sorunu ben çözerim’ reçetesini yazıp yazıp durduğunu hatırlatmak istiyorum.

Kemal Beyin ekonomiye bakışında ise sürekli global yönlü değerlendirmelerinin öne çıkması beni oldukça kaygılandırıyor. Çünkü bir ülkenin ekonomi odaklı sorunları, makro değil mikro ölçekli politikalarla çözülürse sonuç alınabilir.  Bir doktor bile hastasına sürekli vitamin ilacı yazarsa o hasta kolay kolay iyileşmez. Zaman zaman ağzımızın tadını bozan, alırken zorlandığımız ilaçların yazıldığı acı reçetelerle sağlığımıza kavuştuğumuzu bilmeyenimiz yoktur. Ancak her ne hikmetse Kemal Bey, sürekli vitamin dolu reçete yazıyor. Bana göre bu durum olsa olsa, acıyı gösterip tatlıyı veren popülist yaklaşımlı siyaset anlayışından başka bir şey olmasa gerek. 

Sırası gelmişken, AK Parti’nin 19 yıldır iktidarda olduğunu vurgulayarak, bir çok sorunun kangrene dönüştüğü iddiasında bulunan Kemal Beyin reçetesinden birkaç örneği sıralayalım: 

  • “İktidara geldiğimizde öğrencilerin kredi borç faizlerini sileceğiz.”
  • “Benim sadece sizlere değil, benim bu ülkenin halkına sözüm var, değil 19 yıl, 1 yılda Türkiye’de yurt sorununu çözeceğim.”
  • “… Halkım müsterih ol, iki yılda çözülecek bu mesele( mülteci krizi), çözeceğim.”
  • “Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda Suriye konusunu, Suriye sorununu, Suriyelilerin sorununu da iki yıl içinde çözeceğim.”
  • “Hükümet 13 yılda çözemedi. Ben, ‘4 yılda çözeceğim’ diyorum. Türkiye’yi terör belasından, Ortadoğu bataklığından kurtaracağım.”
  • “Romanların sorunlarını devlet çözemez, biz çözeceğiz.”
  • “Asla karamsarlığa kapılmayın, her sorunu çözeceğiz. Bize güvenin kendinize güvenin.”

Vaatlerin ötesinde kesin çözüme dayalı bir söylemde bulunuyor olması, Kemal Beyin yeni dönem siyasi taktiğinin bir parçası gibi görünüyor. Ancak seçmen, yeni dönemde keskin duruşlu siyasetten ziyade derdine derman olabilecek, eylemeğe sonuç almaya dönük beklenti içinde… Dahası, neyin nasıl yapılacağını bilmek istiyor. Kemal Beyin gerçekçi söylemlerinin eylem boyutunda tıkanmalara neden olup olamayacağını anlamak için CHP’li belediyelerin icraatlarına bakmakta yarar var. Çünkü onlar iktidara dostlarıyla yürüdüğünü iddia eden bir partinin tam aynasıdır. Bu arada Kemal Beyi ister sevelim ister sevmeyelim ama sandıktaki yenilgilerine rağmen Genel Başkanlık koltuğunu yıllardır koruma maharetini gösterdiği için onu tebrik etmemiz gerektiğini vurgulamak isterim. 

Kemal Bey, dostlarıyla birlikte iktidara yürüme hevesiyle vaatlerini sıralarken, hangi söylemde bulunursa bulunsun, seçmenin sandık başında gerçekçi çözümü ortaya koyacak olanı tercih edeceğinden eminim. Tatlı reçeteler göstererek iktidara yürünemeyeceğini bilmesi gereken ilk kişi Kemal Bey olmalıdır. Dahası bir an önce ortaya koyacakları acı reçetelerin neler olacağını da açıklamak zorundadır. Yoksa, zaman ayarlı “çözeceğiz, edeceğiz” vaatleri vatandaş için tuzaktan başka bir şey olamaz. Popülist söylemlerle iktidara geldiklerinde, gelenin gideni aratacağı bir tablo ile karşılaşırsak hiç şaşırmayacağımı da şimdiden paylaşmak istiyorum. 

Ez cümle; eğer muhalefetin iddia ettiği gibi Türkiye’de ortalık toz dumansa, sayın Kılıçdaroğlu’nun tatlı reçetesiyle çözülemeyecek kadar acı olan gerçekler de karşımızda duruyor demektir. Bu noktada Kemal Bey, en iyisi buyursun ve millet hayrına olacak şu acı reçeteyi şimdiden açıklasın derim. Açıklasın da, AK Parti’den kurtulmak isteyen kesimler sandıkta CHP ve dostlarına oy verdiğine pişman olmasın… 

En son İçerik

Nohut ve amonyak ihracı izne bağlandı

Resmi Gazete'nin 16 Ekim 2021 tarihli sayısında nohut, saf amonyak ve sülfürik asit ihracı kayda…

İran ile Çin Dışişleri Bakanları nükleer anlaşmayı görüştü

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, nükleer anlaşma meselesini…

Günlük vaka sayısı 30 bin 694

Türkiye'de son 24 saatte 363 bin 536 Kovid-19 testi yapıldı, 30 bin 694 kişinin testi…

Motorine zam yolda

Pazartesi gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorinin litresi 23 kuruş zamlanacak. Dolar/TL kuru ile…

Dünya Gıda Günü’nde israfa karşı KADEME A.Ş.’den “Sıfır Atık”a davet

Kademe A.Ş. Dünya Gıda Günü’nde, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşumunun engellenmesini veya…

Dünyada en çok suç işlenen 10 ülke

Global İnitiative tarafından yayınlanan ''Küresel Organize Suç Endeksi'' verilerini sizler için derledik. Endekse göre organize…