Makaleler

Devlet – İş Dünyası İlişkisindeki Gelecek

Türk iş dünyasının daha da ileri gidememesinin nedenlerinden biri, iş dünyasının devlet ile arasında olan uzaklığıdır. Nedense iki taraf arasındaki ilişki, istenilen seviyede değildir. Bugüne kadar devlet, iş dünyası ile temel konular için bir araya gelmiş; buna karşın iş dünyası, devlet ile arzu edilen düzeyde işbirliği yapamamıştır.

Eskiden şirketler üretim yapar, gelir elde eder ve vergi verir; devletler de kamusal hizmeti sunarak karşılığında iş dünyasından vergi alırdı. Her zaman vergi oranındaki artış miktarı ile iş dünyasıyla devlet arasındaki mesafe uzaklığı doğru orantılı olmuştur. Bu sebeple ülkemizde iki taraf açısında tam bir uyum ve işbirliği, ne yazık ki sağlanamamıştır. Halbuki taraflar arasındaki ilişki daha da güçlü hale gelse, ülkemizin gelişimi katma değeri yüksek girişimler ortaya çıkaracaktır.

İlişkiler ne kadar iyi olsa da yetmez; hiçbir zaman yetmeyecektir de; daha da güçlenmesi, sürekli güçlendirilmesi gerekiyor. Gerek devlet; gerekse de özel sektör açısından dünyayla rekabete ancak bu şekilde hazır oluruz. İş dünyası, rekabeti iç cepheden dış cepheye kaydırmak istiyorsa ve global ölçekte bir şeyler yapmak istiyorsa harekete geçmelidir. Devletimiz ise iş dünyasının rekabetsel cephe değişimi ve gelişimi destekleyecek yeni enstrümanlar geliştirmelidir.

Dünya tarihindeki kilometre taşlarından birisi: Pandemi

2020 senesi, pandemi sebebiyle dünya tarihinde önemli bir değişim ve dönüşüm yılı olmuştur. Kültürden, eğitime; ekonomiden, iş dünyasına kadar birçok konuda alışkanlıkların değiştiği, eskilerinin yıkılıp yeni alışkanlıkların geliştirildiği, yeni bir çağın başlangıcı olmuştur. Özetle bir çağ kapandı, yeni bir çağ açıldı. Geleceğe hoş geldiniz.

Son zamanlarda sıkça bahsedilen endüstri 4.0, pandemi ile birlikte pratik olarak gündelik hayatımıza girmiş oldu. Teorik olarak ise Endüstri 5.0’ın temelleri atıldı. Endüstri 5.0 dönemi başladığını söyleyen Amerika bu konuda haklı çıktı. Dünya, bir yandan yavaş yavaş endüstri 4.0 sürecine alışmaya çalışırken, bir yandan da yeni düzende güç savaşı yaşanıyor. Yani süper güç tanımı da, süper güçlü ülke tanımı da değişecek. Bunu, içinde bulunduğumuz dönemde atılan temel belirleyecek.

Nasıl ki insanların alışkanlıkları kökten değişti ise iş dünyası kuralları da kökten değişti. Bu sebeple devlet iş dünyası işbirliği süreci de kökten değişerek yeniden tanımlanmalıdır. İş dünyası, rekabetsel cephe değişimiyle birlikte yönünü iç cepheden dış cepheye genişletirken; devlet ise geliştireceği yeni enstrümanlarla bu değişime, gelişim sağlayacak destek unsuru olmalıdır.

Alışkanlıklarımızın bir anda değiştiği gibi devlet-özel sektör iletişimi de bir anda köklü değişiklikle revize edilmelidir. Burada atılacak en radikal adımın iş dünyasını ilgilendiren konuların ele alındığı yeni bir bakanlık kurulması olacaktır. Destekler, şirket kuruluşları, ar-ge ve inovasyon, iş dünyası sivil toplum kuruluşu, yatırımlar, büyüklüğüne göre, genel müdürlük veya daire başkanlığı olmalı. İş dünyası bütün ihtiyaçlarını bu bakanlıktan karşılamalıdır.

Ekonomik sınırların kalktığı bir dünya düzenine geçiş yaptık. Dünya artık tek pazar. Tek pazar olması, rekabetsel cephenin tüm dünya olması anlamı taşıyor. Tüketicilerin satın alma davranışlarında değişikliklerin olacağı kesin. Geçmiş dönemdeki üretim, pazarlama teknikleri işe yaramayacak. İlişkisel pazarlama yerini lobisel pazarlamaya bırakacak. Büyük lobi faaliyetleri ile gerçekleştirilecek pazarlama faaliyetlerini mikro ölçekte şirketler yaparken, makro ölçekte devletler yapacak. Artık devletlerin gücü, sahip olduğu silahlarla değil; marka değeri yüksek ve kasası dolu şirketlerle ölçülecek. Şirketlerin sadece kasasının dolu olması onun güçlü olduğunu göstermeyecek. Dünya üzerindeki hakim olduğu pazarlarda kurmuş olduğu network gücü, şirketlerin itici gücü olacak. Faaliyetlerini sonlandırdığında milyonlarca insanın etkilendiği şirketler, gücü elinde tutacak. Düşünsenize ülke sınırları içerisinde böyle onlarca şirketi olan devlet, kime hangi yaptırımı yaptırmaz? İşte süper güç ekseni tam da bu noktada değişiyor. Geçmiş dönemin süper güçlerinin askeri gücünün iflas ettiği Afganistan ve diğer Ortadoğu ülkelerinde yürüttükleri başarısız politikalarda görebilirsiniz. Kabul edelim süper güç tanımı değişti ve yeni düzende hiçbir ülke bu tanımda değil. Çünkü tüm devletler başlangıç çizgisinde. Bu durum ülkemiz için çok büyük bir fırsattır. Süper güç olmak için geç kalmadık.

İletişimsel ve ilişkisel yoğun bir dönem bizi bekliyor. Yeni dünya düzeninde ülkemizin zirveye çıkacağından en ufak şüphem bulunmamaktadır. Bu inancın gerçekleşmesi için çok çalışmalıyız. Hepimizin yapması gereken tek şey var; o da çalışmak…

En son İçerik

Dönmez: Yer altı doğal gaz depolarımızın 4’te 3’ünü doldurduk

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Yer altı doğal gaz depolarımızın 4'te 3'ünü doldurduk.…

Rusya’dan güçlü faiz artışı

Rusya Merkez Bankası politika faizinde beklentilerin üzerinde bir artışa imza attı. Banka politika faizini yüzde…

İnstagram’da en çok takipçiye sahip 10 Türk üniversitesi

Üniversitelerin sosyal medya hesapları mevcut öğrencileri ve aday öğrenciler tarafından yoğun bir şekilde takip edilmekte.…

AB uzun bir aradan sonra “ılımlı” Türkiye raporunu açıkladı

Türkiye’nin ekonomik krizden hızlı bir şekilde çıktığını belirten raporda ekonominin işleyişiyle ilgili ciddi endişelerin devam…

HSBC dolar tahminini yükseltti

HSBC yıl sonu dolar/TL tahminini 8,65'ten 9,80'e yükseltti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın beklentileri aşan faiz…

Biden 2022’yi işaret etti

Joe Biden, benzin fiyatlarının 2022 yılına girerken yüksek kalmaya devam edeceğini fakat 2022 yılında düşmeye…