Makaleler

Gidemeyen kadınlar

Eskilerde kadınlar gidemezdi. Gitmeyi bilmezlerdi, gidebilecekleri akıllarına bile gelmezdi ki! Öyle bir ihtimal mi vardı? Başa gelen çekilmez miydi? Kaderi bu değil miydi? Tövbe! Kadere karşı gelinir miydi? Olmazdı öyle şey. Gelinlikle çıktığı eve dönülmezdi. Hem dönse nasıl bir hayatı olurdu ki? Şimdikinden daha mı iyi sanki? Bir kere dul derlerdi,  boşanmış kadına bile dul denirdi eskiden ve hep bir şüpheyle bakılırdı, kimse rahat bırakmazdı. Yok yok düşünülmezdi bile bu ihtimaller herkes bir şey çekiyordu işte onunki yine iyi bile sayılırdı. En azından dövmüyordu, peki ya dövse ne yapardı? Allah korusun rezil olurdu ele güne karşı, yok yok onunki yine iyi sayılırdı. Eve ekmek getiriyordu işte daha ne olsun!

Böyle başladı kadınların hikayesi, günümüze kadar evrildi, bazı izler kalsa da sebepler sonuçlar değişse de, şartlar bakış açıları farklılaşsa da o gidememe hali hep bir şekilde kaldı. Sadece sebepler değişti kimisi çaresizlikten gidemedi, kimisi sevgiden, kimisi yalnızlık korkusundan gidemedi, kimisi bağımlılıktan, kimisi bağlılıktan, kimisi içinse o bir şirketti ve gidilemezdi ve gidemeyen kadınlar çoğaldı da çoğaldı. Cahili de gidemedi.. okumuşu da.. zengini de gidemedi fakiri de.. Neden peki? Hepsinin hikayesi farklı, hepsi bambaşka duygu durumları içinde, rahatını bozmamak için gidemedi, daha iyisini bulamazsam diye gidemedi, bazen de çaresizlikten gidemedi.

Korkularından gidemeyenler var bir de, yalnızlık korkusu en birincisi. Halbuki en çok sevilmediğinde yalnız olursun kadınlar bunu hep pas geçti. Hep bir neden yarattı ve arkasına saklandı o nedenin, çocuğum için dedi çocuğunun arkasına saklandı, aşkımdan dedi aşkının arkasına saklandı, her zaman saklanacak bir kuytu bir şey bulundu. Yüreklice çıkamadı kadınlar. ‘Ey hayat! senden korkmuyorum gel üstüme’ diyemedi zira korktu. Fanuslara hapsetti kendini, gidemedi. Gitmediği için de bilemedi dışarıdaki hayatı. Tadamadı özgüvenin verdiği başarı duygusunu, evet kaldı ama hep bir eksikle  kaldı.

Tolstoy “En önemli an şu andır çünkü bir tek ona sözümüz geçer. İnsan için en gerekli kişi şu an yanında olan kişidir” demiş, bu bile biraz çaresizlik kokmuyor mu? 

Gidemediği her şeyin tutsağı oluyor insan, kişilerin, alışkanlıkların, bazen yaşam tarzının bazen maddi varlıklarının, kısacası gidemediğin her şeyin tutsağısın. Ve hiç kimse tutsaklığı savunacak kadar çaresiz olmamalı. Celladına aşık olmak gibi.

 Sebeplerin veya kişilerin arkasına saklanmak, evet sizi haklı çıkarsa bile günün sonunda mutlu çıkarmaz. ‘Ağır bedeller ödemeye bile razı olmak ama yeter ki gitmemek’ fikri güçsüzlük değil de nedir?

Halbuki hayat sürekli bize yeni kapılar açar, güneş battı diye üzülürken ay çıkar, yıldızlar gözükür, her zaman yeniden başlayacak şansımız vardır. Ne olur her zaman aklınızın bir köşesinde hatta baş köşesinde şu olsun “biz yaratılırken dik durabilecek bir omurga ile geldik bu dünyaya”

En son İçerik

Avrupa’nın enerji sıkıntısı fabrikaları kapatmaya zorluyor

Avrupa’daki doğalgaz ve elektrik fiyatlarında rekor seviyelerin kaydedilmesi pandeminin etkilerinden toparlanmaya çalışan ekonomiler için yeni…

Fransa ve Avustralya’yı karşı karşıya getiren anlaşma

Avustralya'nın Fransa ile imzaladığı ve "yüzyılın anlaşması" olarak anılan 12 nükleer enerjili denizaltı alımına ait…

Antalya’ya gelen turist sayısı yüzde 202 arttı

Antalya’ya gelen turist sayısı 13 Eylül itibarıyla 6 milyon 41 bin 439’a ulaşarak geçen yılın…

Spacex ilk uzay seyahatini gerçekleştirdi

ABD'li uzay mekiği ve roket üreticisi SpaceX, ilk kez içinde astronot olmayan bir roketle dünya…

Asya borsaları yoğun veri akışı ile dalgalı seyretti

Asya Pasifik Bölgesi'nde hisse senetleri Perşembe günkü işlemlerde yön bulmakta zorlandı. Asya Pasifik Bölgesi'nde hisse…

Dünyada gıda fiyatları gündemden düşmüyor

Artan gıda fiyatları tüm dünyada hükümetlerin gündeminde ilk sıralara yükseliyor. Gıda maliyetlerinin hane halkı harcamalarında…