Makaleler

Toplumsal uzlaşı ve milli birlik politikası

Siyaset bilimi derslerinde ilk öğretilenlerden biri, ister sağcı ister solcu olun ama siyasetinizi merkezde yapın. Çünkü merkezde olmak daha çok kişiyi kucaklamaktır. Uçlara gittikçe radikalleşme artar ve marjinalleşme başlar. Bu durum sağ için de sol için de geçerlidir. Devlet politikalarında da halkın büyük kısmının merkezde olması istenir. Merkezde olan insanların çoğunluğu daha ılımlı olur. Bu da devlet yönetimi noktasında daha ılımlı politikaları getirir. Çoğunluğun merkezden uca kayması ise siyasi olarak hedeflenen bir şey ya da bir amaç veya bir politika olabilir ama devlet yönetimi konusunda istenmeyen bir şeydir. Uçta yürütülen politikalar beraberinde kaos ve kutuplaşma getirir. Alınan kararlara karşı verilen tepkiler sert olur; sokak olayları ve protestoların ardı arkası kesilmez. Elbette demokratik hak olan protesto olacak lakin en ufak konuda tepkisel yaklaşıp sağ duyudan koparak protestoların olması bir şeylerin fitilinin ateşlenmesi anlamına gelir ki; istenen bir şey değildir.

Dünyada genel olarak uçlarda olma eğiliminin olduğu bir konjonktür içindeyiz. Bu durumun kendi kendine gelişen, doğal bir süreç olduğunu düşünmüyorum. “Büyük” devletlerin  dünyayı yeniden dizayn etmek için yaptıkları bir manipülasyon olduğunu düşünüyorum. Son iki senedir dünya birçok alanda dizayn edilmeye çalışılıyor. Olağan şeylerin ardında olağan üstü durumları çoğunluk göremiyor. Dünya nüfusunun büyük bir kısmı uzun senelerden bu yana geçim derdiyle meşgul oluyor. Bu yetmezmiş gibi üzerine bir de pandemi gelince işler daha da karıştı. Yanlış anlaşılmasın. Kovid virüsünün yapay bir salgın olduğu gibi bir iddiam yok. Doğal bir salgın süreç yönetiminin manipüle edilmeye çalışıldığından bahsediyorum. Düşünün nüfusun büyük bir kısmı geçim derdinden ve sağlıklı kalmaya çalışmaktan kafasını kaldıramıyor. Böyle bir topluluğu nasıl daha kolay bölebilirsiniz? Cevap çok basit. Kutuplaştırarak. İçinde bulunduğumuz dönemi, uç düşüncenin ve marjinalleşmenin popüler akım haline geldiği “bölünme hakim dönemi” olarak tanımlandırabiliriz.

Ülkemizin, sahip olduğu dinamizim ve birçok alandaki potansiyeli nedeniyle her zaman belli bir seviyede kalması istenmiştir. Ne zaman bir atılım yapılmaya kalksa maalesef durdurmak için sinsice ve kalleşce oyunlar sergilenmiştir. Hem dışarıdan hem de içeriden birçok oyun sergilenmeye devam etmektedir. Özellikle iletişim kanallarının kontrol edilemeyecek şekilde yaygınlaştığı günümüzde, maalesef oyun kurgulamak, pek de zor değil; en azından eskisi kadar çaba gerektirmiyor. Oynanan oyunlara karşı devlet politikamızı savunma üzerine kurgularsak yenilgi kaçınılmaz olur. En iyi savunma, ataktır. Yani siz meydanı boş bırakırsanız, doldurmaya çalışanlar olacaktır. Bu sebeple hiçbir zaman meydanı boş bırakmayarak, devletimizin ivedi olarak bir birlik politikası ortaya koyması gerektiğini düşünüyorum.

Milli birlik politikası, ülkemizi,  kutuplaştırmadan, fikri ve ardından fiili bölme çabalarına karşı savunmadan atağa geçirecek bir politika olacaktır. Benzer şekilde, yakın zamanda “yerli ve milli” kavramının ortaya atılması önemli bir adımdı. Lakin maalesef, kavram manipüle edilerek itibarsızlaştırılma oyunları kurgulandı; kavram yıprandı ve alt politikalarında büyük boşluklar oluştu. Bu sebeple milli birlik zeminine çekerek, hiçbir oyuna izin vermeden, devletimizin ilgili kurumlarının eşgüdümünde irade ortaya konması gerekiyor. Halkımızı kutuplaştıracak şeylerden uzaklaştıracak, tek yumruk haline getirecek, uzlaşı içinde tutacak bir politikadan bahsediyorum.

Bakın “büyük” devletlerde de zaman zaman kendi içinde çalkantılar oluyor. Lakin iş biraz yoldan çıkmaya başladığında görünmez bir el tarafından “ulus olma bilinci” kartı çıkartılıyor ve otomatik fren yapılarak balans ayarı veriliyor. İşte o görünmez el devletin kendisi. Birlik bilinci olmayan ülkelerde ise bu otomatik fren refleksi olmadığı veya gelişmediği için iş işten geçtikten sonra oyunun farkına varılıyor. Ortadoğu ülkelerinin neredeyse tamamı iş işten geçtikten sonra bu hatalarını farketmedi mi?

Milli birlik politikası temeli üzerine Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği 2023 hedeflerini inşa etmek üzere uzlaşı ve birlik içinde bir araya gelirsek işte o zaman bizi kimse durduramaz. Henry Ford’un dediği gibi “Bir araya gelmek, bir başlangıçtır. Bir arada bulunmak, bir gelişmedir. Beraber çalışabilmek ise başarıdır.”

Hayata farklı pencerelerden bakabiliriz. Bu çok olağan bir durumdur; hatta zenginliğimizi gösterir. Eğer o pencereler tek bir yöne bakıyorsa. Önümüz açık, hedefimiz sağlam, tek bir yöne bakabildiğimiz sürece…

En son İçerik

Yoksulluk sınırı 1837 TL arttı

Açıklanan Kamu-Ar verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı eylülde 39 lira artarak 3…

Merkez Bankası faiz indirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 18 seviyesine çekti.…

Bill Gates temiz enerji için 1 milyar dolar topladı

Bill Gates tarafından 2016’da kurulan Breakthrough Enerji, Microsoft, BlackRock, Bank of America ve ArcelorMittal’ın da…

ISK-Sodex 2021’de tasarruf, çevre duyarlılığı ve enerji verimliliği öne çıkacak

İklimlendirme sektörünün yenilikçi ve öncü markası Erensan bu yıl 11’incisi düzenlenecek olan sektörün en büyük…

Airbus, uçan taksi CityAirbusı tanıttı

Dünyanın en büyük havacılık şirketlerinden biri olan Airbus, Kentsel Hava Taşımacılığı (Urban Air Mobility-UAM) pazarına…

Frida Kahlo’nun otoportresinin satışında beklenti 30 milyon doların üzerinde

Frida Kahlo'nun otoportresinin, bu yıl New York'ta müzayedeye çıktığında rekor kırması bekleniyor. İngiltere merkezli Sotheby's…