Makaleler

Kamuda liyakat esaslı yeniden teşkilatlanma politikası

Geçen hafta devletimizin acil olarak oluşturması gereken beş temel politikayı yazmıştık. Bu haftadan itibaren her bir politika ile ilgili detaylı açıklamalarda bulunacağız.

“Eğer yumurta içten kırılırsa hayat başlar; dışarıdan kırılırsa işte o zaman bir hayat son bulur.”

Bu güzel sözden yola çıkarak beş politika içerisinde en önemli maddenin kuşkusuz kamudaki teşkilatlanma politikası olduğunu söyleyebiliriz. Kamudaki teşkilatlanmanın yapılanması demek, bir binanın temelini güçlendirmek demektir. O yüzden temeli güçlendirecek politikalara ihtiyaç var. Zira temel sağlam olmadıktan sonra üzerinde yapacağınız revizelerin bir anlamı olmayacaktır.

Devlet ile siyasetin bir elmanın iki yarısı olduğunu varsayarsak, kamudaki teşkilatlanmanın iki ayrı kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. İkisinin dengede olduğu bir organizasyonun en ideali olduğu; yoksa devlet ağırlıklı kamu ya da parti ağırlıklı kamu tablosu karşımıza çıkar. Bu tablo da her ne kadar ağırlıklı olan tarafı memnun etse de ülkemizin kamu yönetimi açısından sorun oluşturur. Bu sebeple iki taraftan bağımsız şekilde bir referans noktası oluşturulması gerekiyor. Sihirli kelimemiz, liyakat…

TDK’ya göre liyakat, bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim, olarak tanımlanmıştır. Biraz daha genişlettiğimizde bilgisi, deneyimi ve diğer donanımları itibariyle o işe layık olma durumu da diyebiliriz. Hak eden kişinin hak ettiği işi yapması.

Cumhurbaşkanımızın geçmiş yıllarda bahsettiği bir konu vardı, devleti şirket gibi yönetirsek netice alırız demişti. O dönemde bazıları ayağa kalktı. Konu o kadar sulandırıldı ki, son yıllarda kamu yönetimi üzerine yapılan tespit, çok farklı bir şey söylenmiş gibi algılatılmaya çalışıldı. Dünyada her konuda olduğu gibi yönetimde de baş döndürücü hızla gelişen değişimin en önemli ilkesi hızlı karar alarak, değişen durumlara uyum sağlamaktır.

Şimdi 1990 ve öncesi kamu yönetimini bilen okuyucularımıza sormak istiyorum. O dönemdeki hantal kamu yönetimi ile değişime ayak uydurmamız ne kadar mümkündü? Sorunun cevabını bilmeyen genç arkadaşlarımız için cevap vereyim. İmkansız. Hantal, değişime kapalı, yeniliklere direnç gösteren vb. özellikleri olan bir yönetimden bahsediyoruz. Bu yönetim modelinin bir etkiye tepki hızı çok ama çok yavaş durumdaydı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte bu yapı sistemsel olarak epey geliştirildi. Fakat gelişimin sürekli olduğunu düşünürsek, devam etmesi gereken bir değişim olması gerektiğini de ayrıca belirtelim. Lakin sistemi uygulayacak olan insan gücünde sorunlar ortaya çıktığını örnekleriyle zaman zaman görüyoruz. O işi yapmaya yeterliliği olmayanların kamu idaresindeki yanlış uygulamalarının, hem sisteme hem devlete hem de kişinin kendisine zarar verdiği aşikardır. Aslında hem devlet hem de siyasi irade zarar görüyor. Kamu hizmetinin faydalanıcısı halkın memnun olması çok ama çok önemlidir. Hizmeti kullanan, kullanıcı memnun kalmaz ise bundan en büyük zararı devlet görür.

Üretilen hizmeti üretme, denetleme ve revize etme dönemlerinde yapılacak çalışmaları üç ayrı başlıkta incelenmek gerekir. Devlet yönetiminde, iç denetim mekanizması harekete geçirildiği zaman üretilen hizmet bu üç  dönemde ele alınmalıdır.

Cumhurbaşkanımızın bahsettiği şirket yönetir gibi devleti yönetmesinde kastettiği daha hızlı karar alma, çevik, gelişime ve değişime ayak uyduran organizasyon hedefine işte o zaman ulaşılabilir. İç denetimin olmaması veya sürekliliğinin olmaması devleti ileri değil bilakis geriye götürecektir.

Denetim de sürekli olmalı, hem sistemi hem de sistemi uygulayan veya işleten, yani hizmeti üreten, personeli olmak üzere iki ayrı ayakta ayrı ayrı denetlemelidir. Denetim, -mış gibi yapılmamalı ve mutlaka somut, uygulanabilir sonuçlar ortaya konmalıdır. Unutulmaması gereken şudur, mükemmel sistem sürekli kendisini geliştiren sistemdir.

Tüm bu yazdığım ve yazmadığım yönetim ilkelerini detaylandırarak devlet politikası oluşturulmalı ve hemen uygulanmaya konmalıdır. O zaman görülecektir ki kamu hizmeti üretmede daha başarılı hale gelecektir. Zaten amaç, başarılı bir yapının daha da başarılı hale gelmesi değil mi? İçinde bulunduğumuz dönem bu politikanın oluşturulması için zamanlama açısından harika bir fırsattır. Belki içinde bulunduğumuz dünya şartları nedeniyle biraz karamsar olabilirsiniz. Pandemi, doğal afetler, savaşlar gibi… Lakin geleceği inşa etmek için bugünü değil yarını düşünerek hemen harekete geçmeliyiz. “Kamuda Liyakat Esaslı Yeniden Teşkilatlanma Politikası” oluşturulduğunu  ve uygulandığını görmek dileğiyle.

En son İçerik

Nohut ve amonyak ihracı izne bağlandı

Resmi Gazete'nin 16 Ekim 2021 tarihli sayısında nohut, saf amonyak ve sülfürik asit ihracı kayda…

İran ile Çin Dışişleri Bakanları nükleer anlaşmayı görüştü

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, nükleer anlaşma meselesini…

Günlük vaka sayısı 30 bin 694

Türkiye'de son 24 saatte 363 bin 536 Kovid-19 testi yapıldı, 30 bin 694 kişinin testi…

Motorine zam yolda

Pazartesi gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorinin litresi 23 kuruş zamlanacak. Dolar/TL kuru ile…

Dünya Gıda Günü’nde israfa karşı KADEME A.Ş.’den “Sıfır Atık”a davet

Kademe A.Ş. Dünya Gıda Günü’nde, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşumunun engellenmesini veya…

Dünyada en çok suç işlenen 10 ülke

Global İnitiative tarafından yayınlanan ''Küresel Organize Suç Endeksi'' verilerini sizler için derledik. Endekse göre organize…