Makaleler

Milli Fason Cenneti

Ekonomik sınırların kalktığı, dünyanın tek pazar haline geldiği günümüzde, markalaşmanın sınırı da yerelden global ölçeğine yükseldi. Yerel ölçekte markalaşmak, ömrü birkaç yıl ile ifade edilecek bir marka olmaktan öteye gidemeyecek bir girişim iken makro ölçek ise dünyayla rekabet eden, sadece kendisinin değil ülkesinin de gücüne güç katan ve ömrü onlarca yıl ile ifade edilecek bir girişimdir.

Markalaşmanın temeli üretimdir. Ülkemizdeki markaların sayısı milyonları bulur. Fakat bir anket yapılsa kaçı akıldadır, kaçı aranılan özellikleri taşımaktadır ya da kaçı gerçekten markalaşmanın önemini bilmektedir? Markaların tescilinin alınması demek, markalaştığını ifade eden bir şey değildir! Tıpkı kaliteli bir internet sitesi yaptırınca kurumsallaşmış olunamayacağı gibi.

Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmada en büyük itici gücü üretimdir. Fakat üretmek, tek başına yeterli değildir. Üretmek, verimden bağımsız olduğu takdirde sadece kaynakları kullanarak bir şeyler ortaya çıkarmaktır. Yani imal etmektir, ülkenin bir değeri değildir.

Mesela fason üretim yapan bir tekstil firması düşünelim. Yaptığı imalat karşılığında elde ettiği gelir, genel yönetim giderlerine giden bir kaynaktan başka bir şey değildir, hepsi bu. Çünkü fason üretimin tüm katma değeri imal etmek üzerine kurulmuştur. Geriye kalan bir değer söz konusu değildir. Marka değeri üretim başında da sonunda da sıfırdır. Gerek imalatı yapan işletme adına gerekse de ülke adına orta ve uzun vadede kazanım sağlayacak bir şey yoktur.

Peki biz bu sıfır katma değeri nasıl pozitif yönlü değere çevirebiliriz?

Mesela tasarımıyla, üretim kalitesiyle, paketlemesiyle ve de tedarik sürecindeki hızıyla güzel bir fonetiği olan markalaşma çalışması yapılarak üretime geçilse, başkası için imal eden değil, bizzat üretimi yapan firma için çalışmaya başlasa…

Sadece imal edip, hazır müşteriye satıp, hazır gelir elde etmek varken yukarıdaki birbirinden  karmaşık süreçlerden oluşan alt yapı oluşturmayla da kim uğraşır?

Peki ya uğraşanların yani markalaşmaya katkı sunanların, fason üretenlere göre kat be kat daha fazlasını kazandığını söylesem? Markalaşanların global ölçekte sadece kendileri için değil ülkeleri için de değer oluşturduğunu net şekilde söyleyebiliriz. Ülkelerin gücünün referans noktasından biri de sahip olduğu global ölçekli marka sayıları olduğu gerçeğini görmeliyiz.

Sıfır katma değeri olan fason üretimden, markalaşma odaklı üretime geçerek pozitif yönlü katma değer yaratılabilir.

Maalesef ülkemiz senelerdir fason üretimden bir adım öteye gidemedi. Bu sebepledir ki uluslararası markamızın sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Ülkemizin kaynakları kullanılarak yapılan imalatlar karşılığında elde edilen düşük gelirler tercih edildi. Halbuki ülkemizde üretilip üzerine yabancı marka basarak yine ülkemizde üretim maliyetinin kat be kat üzerinden satılan onlarca kalem ürün var. Üretim maliyeti ile satış fiyatı arasındaki farkı marka değeri olarak tanımlıyoruz. İşte markalaşmak bu kadar önemli!

İş dünyasında topyekün markalaşma odaklı üretim modeline geçilmelidir. İş dünyasının kanaat önderleri 2023 projeksiyonu çizip bu projeksiyondaki hedeflerine göre performans sistemi uygulanmalıdır.

Kanaat önderleri için performansları, nasıl şirketlerde çalıştırılan mavi yakalılar ve beyaz yakalılar için performans sistemi uygulanıyorsa ve maaş ve/veya primler bu sistem üzerinden belirleniyorsa, bu şekilde belirlensin. Böylece kanaat önderi olmanın şartı seçim + performans olsun. Bu da milli demokrasi modelimiz olsun.

Milli fason ülkesinden çıkmamız lazım. Ne zaman milli markalar oluşturursak, o zaman ülkemizin 2023 hedefine, bir adım daha yaklaşmış oluruz.

Ütopik bir düşünce mi?

Türk iş insanları bunu yapabilecek potansiyelde. Yeter ki bunun önündeki bürokratik ve ekonomik engeller ortadan kaldırılsın.

Hadi gelin 2021’ i milat yapalım ve ekonomik milli dönüşüm çerçevesinde, milli fasondan milli markalaşma hareketine geçelim. Ülkemizin en üst erkinden en alttaki işçisine kadar herkes taşın altına elini koysun ve bu vizyon için herkes üzerine düşeni yapsın.

Aksi durumda yıllardır alışkanlık haline gelmiş fason üretimimiz devam eder; sadece üretir, yabancı markaları, ürettiğimiz ürünlerin üzerine basmakla yıllarımızı heba ederiz.

En son İçerik

Asya borsaları yoğun veri akışı ile dalgalı seyretti

Asya Pasifik Bölgesi'nde hisse senetleri Perşembe günkü işlemlerde yön bulmakta zorlandı. Asya Pasifik Bölgesi'nde hisse…

Dünyada gıda fiyatları gündemden düşmüyor

Artan gıda fiyatları tüm dünyada hükümetlerin gündeminde ilk sıralara yükseliyor. Gıda maliyetlerinin hane halkı harcamalarında…

Petrol azalan stoklardan destek buldu

Petrol fiyatları, ABD özel sektör verisinin stoklarda azalamaya işaret etmesiyle yükseldi. Petrol fiyatları, ABD özel…

BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç artan süt ve peynir fiyatlarına yönelik açıklama yaptı

Gıda fiyatlarındaki fahiş fiyat artışlarını değerlendiren BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç, Ankara'daki yetkililerin "Ne…

Asya borsaları geriledi

Asya Pasifik hisse senetleri satış ağırlıklı bir seyir izliyor. Asya Pasifik Bölgesi'nde hisse senetleri Çarşamba…

Dünyanın en etkileyici 10 metro istasyonu

Metrolar günümüz kentlerinin en önemli ulaşım araçları. Yüz yılı aşkın bir süredir büyük kentlerde kullanılan…