Makaleler

2023 hedeflerine giderken 4.0 olgusu

Dünyada, çağımızda görülebilecek belki de, en dehşet verici durumlardan biriyle karşı karşıyayız. İnsan odaklı felaket senaryoları yazılıp çizilirken bir virüs tüm dünyanın düzenini bozdu.

Virüs süreci sonrasında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kesin gibi bir şey. Peki neler olacak? Elbette bu sorunun net bir cevabı yok. Ortada sadece fikir insanlarının teorileri var. Zaman kimin haklı olacağını gösterecek. Geleceği doğru kurgulamak adına değişim sadece sosyolojik olarak değil bir çok etkileri itibariyle dikkate alınmalı ve irdelenmeli.

En başa dönüp, süreci biraz geriden alalım. Ben şu anda içinde bulunduğumuz ve virüs süreci sonrasındaki yaşam tarzımızın temellerinin 2011 yılında atıldığına inanıyorum. Zira 2011, endüstri 4.0 denilen olgunun ilk kez dile getirildiği yıldır. Endüstri 4.0 terimi, ilk olarak dünyanın en büyük endüstri fuarı Hannover Fair’de kullanıldı. Yaklaşık dokuz yıllık bir süreçte düşünsel temelleri atılıp 4.0 çağı da başlamış oldu. 4.0 olgusunun dünyadaki makro ölçekli ilk krizde başrole geçeceği belliydi. Çünkü her kriz kendi, sonrasında hakim olacak bir kahraman yaratır, tıpkı Büyük Buhran döneminde Keynesyen politikalarının kahraman olması ve sonrasında başrolü alması gibi.

Korona virüs krizinde de başrole 4.0 geçti. Belki dünyada birçok kişi bu sürecin adını tam koyamıyor. Belki de bu durumu ilerleyen zamanlarda biz talep edeceğiz. Tarih 2011’ i nasıl ki 4.0’ın doğum yılı olarak yazacaksa, 2020’yi de günlük hayata entegrasyonu bakımından milat kabul edecek.

Virüs aslında yüzyıllardır yazılan kuralları silen bir silgi göreviyle tüm kuralları alt üst etti. Lider Amerika algısı yerle bir oldu. Avrupa’nın o kadar da medeni bir coğrafya olmadığını bir kez daha hatırlattı. Bugüne kadar “gelişmişlik” kriteri bakımından geri kalmış olarak nitelendirilen ülkelerin iş başa düşünce aslında o kadar da geride olmadıkları göründü. Bunun gibi birçok algı yıkıldı. Ve bu yıkıma dünyada yaşayan herkes şahit oldu.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

Bu sözü çok duyuyoruz. Peki bundan sonrası için ne kadar hazırız, yeniden yazılacak kuralları kim belirleyecek, nasıl bir dönem bizi bekliyor, ekonomik kurallar nasıl olacak?

Ekonomik olarak ulus ekonomisi kavramı yerini dünya ekonomisine bırakacak. Devletlerin ekonomik sınırları yıkılacak ve fiili olarak tek dünya pazar düzenine geçilecek. Rekabet beraberinde kaliteyi ve düşük maliyetleri getirecek. Küçük düşünen işletmeler yerle yeksan olacak. Global düşünmenin önemini çok daha fazla hissedeceğiz. Vizyon denen kavramın içini bu güne kadar boşaltmıştık, laf ola beri gele diye bonkörce kullandık vizyon kavramını. Vizyonu olmayanların başarısızlıklarını gördükçe tanımını sil baştan yapacağız. Global ölçekte düşünüp yerel hareket etmenin önemini göreceğiz vizyon tanımında.

Hedef, kurumsal şirketler, fayda-maliyet, marjinal fayda, üretim, verimlilik, inovasyon gibi kavramların anlamını çok kısa süre içerisinde hepimiz öğreneceğiz.

Elbette bu değişimler sadece özel sektörde olmayacak. Devletlerin yönetiminde de birçok değişiklik olacak. Hantal, tutucu, gelişime ve değişime kapalı devlet yönetimlerin başarısızlıklarına hepimiz şahit olacağız. Devlet yönetiminde “insan” faktörünün ne denli önemli olduğunu göreceğiz. Verimli çalışma, akıllı stratejiler ön plana çıkacak.

2023 hedeflerine ne oldu?

Devlet yönetimi, tüm siyasi görüşlerden soyutlanmış şekilde akıl, bilim, vizyon ışığında gerçekleştirilmelidir. Geçmiş yıllarda bir hedef belirlendi ve belirlenen hedef devlet politikası haline geldi. 2023 hedeflerine göre Türkiye’nin dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefi toplumun çok büyük bir kesimi tarafından benimsenmiş durumda. Bir yola çıktıysanız elbette her zaman düz şekilde ilerleyemezsiniz. Bazen yavaşlayacak, bazen hızlanacaksınız. Önemli olan hedefinize ulaşıp ulaşmadığınız. Ama siz hedefiniz belirdikten sonra ilk düşmede hemen ortalığı velveleye verirseniz elbette hedefinize ulaşamazsınız. Maalesef ülkemizde de belli kesimler bu tepkiyi verdiler. Gereksiz ve anlamsızdı. Hedef koyulunca sonuca varana kadar yapıcı şekilde katkı sağlar ve sonucuna göre değerlendirmenizi yaparsınız. Hedefe ulaşılmaz ise zaten halk faturayı kesecektir.

Virüsün psikolojik etkileri ülkemizde görülmeye başlandığı ilk günlerde 2023 hedeflerinde başarısız olunacağı duygusu hakimdi. Zaman ilerledikçe oyunun kuralları değişmeye başladı. Eskiden gereksiz görülen on line toplantı ya da eğitimler yapılmaya başlandı. Teknolojiye çok uzak olan kişiler bile teknolojiye bağımlı yaşar hale geldi.

Elbet evlerde izolasyon süreci başlayınca büyük yığın bu durumdan şikayetçi olmaya başladı. Bunun yeni dünya öncesi eksiklerin giderilmesi gereken bir dönem olduğunun farkına çok az kişi vardı. Onları da yeni dönemde sahnede izleyeceğiz.

2023 hedeflerine gelmeden önce yeni dünya öncesi son evre olan virüs sürecindeki yıkılan algılara bakalım.

  • Gördük ki Amerika’nın lider ülke konumlandırması algıdan ibaretmiş.
  • Avrupa kendi içerisinde bütünlüğü sağlayamamış ve de görüldüğü kadar medeni değil.
  • İngiltere dost edinmek değil çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam ediyor.
  • Küba’nın yabancı ülkelere asker yerine sağlık çalışanı gönderme vizyonu ses getirecek şekilde hayat buldu.
  • Türkiye içeride farklı büyüklükte sorunlarla da uğraşsa, gerek süreç yönetim ile gerekse de yabancı ülkelere yardım etmede dünya sahnesinde gücüne güç katıyor.

Bu yazdıklarımda, partizan gözlüğü ile bakıldığında, ya çok sevilecek ya da nefret edilecektir. Çünkü maalesef hala toplum olarak doğruya doğru diyemiyoruz.

Elbette süreçte aksaklıklar oldu, yanlışlar oldu. Ama gelişmiş devlet refleksi sayesinde hızlı şekilde revizeler yapılarak doğruya ulaşıldı.

Başından beri üretimi devam ettirme çabasına rağmen ekonomik olarak durgunluk dönemi içerisine girdik. Zaten virüsten bağımsız dünyada resesyon beklentisi varken üzerine bir de salgın gelmesi ekonomik açıdan zor günler geçirmemize neden oldu. Lakin yazımın başında ne demiştim. Biz bir hedef üzerine yola çıktık. Yolda elbette ki yavaşlamalar olacak. Kaldı ki tüm dünya ülkelerinin ekonomisinde ciddi sorunlar yaşanırken ülkemizde de benzer durumların yaşanması anormal bir durum değil. Zira anormal bir süreçten geçiyoruz.

Vizyon ve devlet yönetiminin benzer bir yönü bulunmakta. İkisinde de bir adım sonrasını düşünerek hareket etmeniz gerekir. Demek ki süreç sonrası için hazırlıkları da bir taraftan yapmalıyız.

2023 hedefleri ne ulaşmada geri kalmadık. Bizim geri giderken, tüm dünya ülkeleri de geri gidiyor. Tüm dünyada küçülme yaşanırken ülkemizde de küçülme olması makro açıdan küçülmediğimiz şeklinde de yorumlanabilir.

Tüm eleştirilere rağmen ve revize edilmesi gereken bölümleri olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 2023 hedefleri için fayda sağlayacağını düşünüyorum. Fakat sistemin yeni olmasından dolayı yapılması gereken revize ve iyileştirmeler bulunmakta. Bir de bu revizelerin üzerine yeni dünya düzeninde oyun kurucu olmak için yapılması gereken geliştirme çalışmaları olduğunu düşünüyorum. Özetle sistemin revizesi şart!

Bir kere her şeyden önce hızlı karar verme, gereksiz bürokrasiyi azaltma gibi çok önemli bir engeli ortadan kaldıran sistemin en önemli eksikliği kamu faaliyetlerinin ayrı bir çalışma ofisi ile denetlenerek geliştirilmesinin yapılmaması. Evet denetim ve geliştirme sürekli olmalı. Zira dünya değişiyor, kurallar değişiyor. Gelişmeleri takip eden, sistemin işlerliği ile gelişmelerin çakışma, çatışma durumlarına bakan ve sürdürülebilirlik kavramını ana ilke edine bir ofis kurulmalıdır.

Yerel yönetim hizmetleri ombudsmanlık çerçevesinde bir başkanlık ile tek elden yönetilmelidir.

Yeni kurulan tüm başkanlık, çalışma ofisi faaliyetleri, mevzuata uygunluk açısından değil, fayda ve verimlilik açısından gözden geçirilmelidir.

Kurumsal arası iletişimi daha da güçlendirici çalışmalar yapılmalıdır. Gereksiz bürokrasi azaltılmalıdır.

STK’lar daha aktif hale getirilmelidir. STK’ların faaliyetleri sadece usul yönünden değil içerik yönünden de  incelenmelidir. Fayda üretmeyen “tabela STK’ları” kapatılmalıdır.

Belki de en önemli adım gençlere yönetimlerde daha çok yer verilmelidir. Yeni dünya deneyim yoğun değil hızlı değişim ve gelişim odaklılık üzerine kurulacak.

Yukarıdaki önerilerle başlayan liste yapıldıkça yenileri eklenerek devam etmeli. En önemlisi yeni dünya düzeni için mikro ölçekte de makro ölçekte de bir şeyler yapmalıyız. Tarih 2020’yi Türkiye’nin en kazançlı çıktığı yıl olarak yazmalıdır.

Bunun için ön yargılarımızı, siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakalım.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin  dediği gibi “Bir olalım, diri olalım iri olalım.” 

En son İçerik

Devlet – İş Dünyası İlişkisindeki Gelecek

Türk iş dünyasının daha da ileri gidememesinin nedenlerinden biri, iş dünyasının devlet ile arasında olan…

Almanya’da IFO endeksi 5 ayın en düşük seviyesinde

Almanya’da iş dünyası güveni Eylül’de artan vakalar ve arz sıkıntıları nedeniyle 5 ayın en düşük…

Çin’de tarihi petrol satışı

Çin, stratejik rezervlerinden ilk petrol satışını PetroChina’nın birimi Hengli Petrochemical’a gerçekleştirdi. PetroChina yetkililerinden alınan bilgiye…

Çin kripto paraları tamamen yasakladı

Bloomberg News’in haberine göre Çin Merkez Bankası kripto paralarla ilgili tüm işlemlerin yasaklandığını duyurdu. Çin…

Ukrayna’da Türk SİHA’ları için fabrika kurulacak

Türkiye ile Ukrayna, savunma sanayii alanında iş birliğini artırıyor. Daha önce Türkiye'den İHA satın alan…

Citi, JPM, Morgan, Barclays: TCMB faiz indirimini raporlarında nasıl anlattılar?

Citi, JP Morgan, Morgan Stanley ve Barclays, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 100 baz puanlık faiz…