Makaleler

Parasına güvenmeyen bir millet olursak!

Havasını soluyup, ekmeğimizi kazandığımız bu ülkede herşeye karşı temkinli davranmayı normal karşılıyorum ama sıra paramıza gelince, ona karşı oluşan güvensizliğe şaşırıp kalıyorum. Cebinde Türk Lirasından (TL) çok döviz taşıyanı da gördüm, banka hesabında TL’nin esamesini okumayanları da. ‘Eee kardeşim, kar gibi değeri günden güne eriyen bu parayla bugün aldığımızı yarın alamayacaksak ne yapalım?’ diyebilirsiniz. İlk bakışta haklı olabilirsiniz ama bu sarmal böyle de sürüp gitmemeli. Benim derdim, milletin birikimini nasıl değerlendirdiğinden çok milletin sahip çıkması gereken bir para birimine nasıl değer kazandırabiliriz? sorusuna aklı başında bir cevap bulmaktır. Hatırlarsanız, Filistin asıllı bir İsrail vatandaşının 100 liralık banknotla burnunu silmesine hepimiz nasıl tepki göstermiştik, değil mi? Adama gerekli ceza sınır dışı ederek verilince hepimiz sevindik. Keşke paramıza her yönüyle sahip çıkabilsek?  

Bir hatırlatma daha… Ağustos 2018’de birden bire ayaklanan dolar karşısında paramız mum gibi erimeye başlamıştı. Sadece bir günde hesabındaki parasını dolara çeviren binlerce vatandaşın olduğunu duyunca inanın kahroldum. Saatler içinde bankalardaki döviz hesabı 5 milyar dolar arttı. Geçen yıl döviz mevduatı 250 milyar dolara yaklaştı. Bu gidişatın hayra alamet olmadığını artık herkes biliyor. 1 dolar 10 lira olsa ne olacak? Hesabında 250 milyar dolar olanlar adına sevinecek miyiz? Yazık değil mi bu memlekete?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Gelin dövizinizi bozdurun’ çağrılarına göstermelik şekilde uyanlar dahil bugün kenarda köşede birkaç bin dolarlık birikimi olmayan yok gibi. Neden? Çünkü kimse kendi ülkesinin para biriminin geleceğine güvenmiyor. Yabancı yatırımcı gelecek de, merkez bankaları arasında swap anlaşmaları yapılacak da, turistten ve gurbetçiden döviz yağacak da gibi beklentilerle paramıza değer kazandırılacağını düşünmek artık eskimeye yüz tutan bir hikayeye dönüştü. ‘Bu millet böyle çıkmaz sokaklarda nefeslenmeyi hak etmiyor’ derken, eğer aynı millet arka tarafta dövize endeksli bir iş modeliyle çarkını döndürüyorsa kimsenin birebirini suçlamaya hakkı olmadığını düşünüyorum. Herkes kısa günün karının peşine düştüğü sürece ne paramızda bereket ne de ekonomide normalleşme olur. 

Bir önceki yazımda milletçe övünmeyi sevdiğimizi, gençlerimizin meşakkatli işler yerine kolay kazanç yolarını tercih ettiğini belirtmiştim. Bizim memlekette ‘yatırım’ deyince ilk akla gelen her nedense faiz, döviz, altın, emlak ve borsa oluyor. Ekonomi içerikli haberlerde bile bu beşliden başka yatırım araçlarından pek söz edilmiyor. Bir de son yıllarda rağbet gören dijital parayı unutmamak gerek.

2021 yılına girerken yatırımcıların borsaya ve dijital paraya olan sıcak bakışı karşısında ‘bu ilgi nereye kadar sürer?’ sorusunu sormuştum. Yılın ilk 6 ayında yukarıda sıraladığım yatırım araçları arasında en gözde olanı dijital paradaki çöküş, parasını bu yönde değerlendirenleri korkuttu. Elon Musk’ın maskarası olmak istemeyenler kalan parasıyla yönünü dövize veya faize çevirdi. Hesap ortada… 2021 yılının ilk 6 ayında Amerikan doları karşısında en fazla değer kaybeden Türk Lirası olmuş. Borsa ise düşe kalka ilerliyor. Piyasanın son verileri yatırımcının iştahını kabartmaya yetmiyor. Mesela Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haziranın son haftasında ortalama yüzde 1,09, altının gram satış fiyatı yüzde 0,66, Euro/TL 1,51, Dolar/TL yüzde 0,38 değer kaybetti. Kapalıçarşı’da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,66 kayıpla 498,20 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,66 azalışla 3.303,00 liraya geriledi. Bir ara 812,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı ise 807,00 liraya düştü. Borsada son iki yıldır her ay artmakta olan yerli yatırımcı sayısı mayıs ayında ciddi oranda geriledi. Nisan sonunda 2 milyon 674 olan sayı mayıs sonunda 2 milyon 518 bine indi. Bir ayda borsa yatırımcı sayısını 157 bin kişi ve yüzde 5.8 azaldı. Yani kazanan yok…

Demek ki, insanlar artık piyasalarda umduklarını bulamıyor. Benim gördüğüm kadarıyla paradan para kazanmanın keyfini sürme zamanı da geride kalıyor. Paramıza karşı yaptığımız haksızlıkla yüzleşmenin vakti yaklaşıyor. Eninde sonunda bu olacak. Parasına karşı güvensizliği aşan bir millet olmak zorundayız. Yoksa 15 Temmuz gibi büyük bir badireyi yaşamış insanlar olarak bu ülkeye olan borcumuzu eksik ödemiş oluruz. Buna karşılık, ‘Üretim, üretim ,üretim’ ve bilinçli ve tasarruflu tüketim’ diye sürekli gündeme taşıdığımız bir dönemin başlamasını iple çekiyorum.

En son İçerik

Sabır ve sükunet

‘Sabır nedir? ‘diye sorarsanız ben ‘Güç’tür derim.. sabretmek güçlü bir karakter gerektirir. Özellikle de sükunetle…

AB, Kovid-19’a karşı aşılamada hedefine ulaştığını duyurdu

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Temmuz'da yetişkin nüfusun yüzde 70’inin en…

Petrol dünkü düşüş sonrası yükselişe geçti

Dün virüs endişeleriyle gerileyen petrol fiyatları bugün yükselişte. Covid-19 vakalarındaki artışa rağmen küresel petrol talebinin…

Dolar/TL sınırlı yükselişte

Dün günü 8,55’te tamamlayan dolar/TL bu sabah sınırlı yükselişte. Dün 8,5449 - 8,6275 arasında işlem…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” genelgesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Yeşil Mutabakat Eylem Planı"na ilişkin genelge yayımlayarak,…

Koronavirüs pandemisi ne zaman bitecek? İngiliz bilim insanı tarih verdi!

2020'nin sün günlerinde hayatımıza giren koronavirüs ile ilgili sevindiren haber İngiltere'den geldi. İngiltere'deki  tecrit politikasının…