Makaleler

Sürdürülebilir Rekabetçilik

Türkiye , yakın zamana kadar dönemsel koşulların da yardımı ile “maliyet avantajı” dolayısıyla  rekabetçi olabildiği bir çok endüstride bu üstünlüğünü ya kaybetti ya da kaybetmek üzere.

İhracata konu ürün ve hizmetlerin nitelik açısından birbirine çok yaklaştığı ve tüketicilerin  satınalma güçlerinin de nispeten düştüğü dönemlerde rekabetçi olabilmenin tek yolu maliyet avantajlı olmaktır.

Türkiye ihracatının çok önemli bir kısmını küçük ve orta ölçekli üretiler (Kobiler) gerçekleştiriyor.

Üretimin bu yapısı,  hızlı karar alma , çabuk yanıt verebilme , farklı gereksinimlere uyan butik  çözümler geliştirme ve sunmada esneklik gibi üstünlükler sağlasa da maliyet avantajlı olma konusunda firmaların elini zayıflatıyor.

“Küçük olsun benim olsun” , “herşey kontrolümde olsun” anlayışı,  kurulum ve işletimdeki “sermaye maliyetlerini” artırıyor  ve kronik “düşük kapasite kullanımı” sorunlarına neden oluyor.

Ölçek ekonomisi temelli bir diğer yetersizlik de uzmanlaşma alanında yaşanıyor.

Üretimin uzmanlaşma gerektiren yüksek teknolojiye dayalı yapısı , bu düzeyde bilgi-beceri birikimine sahip nitelikli profesyonellerin istihdamını gerektirir ki bu  Kobiler için ciddi bir maliyet artışı demektir.

Yukarıda ana hatları ile değindiğimiz nedenlerle “ölçek ekonomisinin sinerjisini” kullanamayan kobilerimizin , maliyetlerini optimize etme şansına sahip yüksek kapasiteli rakipleri ile yarışma şansı giderek azalıyor.

Bu sorun,  sanayiden tarıma , tarımdan hizmet sektörüne kadar tüm endüstriler için ortaktır.

Örneğin , bir türlü başarılı olamadığımız tarıma dayalı üretim ve ihracat alanındaki atalet kaybımızın en önemli nedeni budur.

Küçük ölçekli üretim kapasiteleri için öngörülen sermaye yatırımlarının uzun geri “dönüş süreleri” bu girişimleri daha başlangıç aşamasında gerçekleştirilebilir olmaktan çıkarıyor.

İtalya , İspanya , Tunus gibi tarıma dayalı sanayi ve ihracatta  başarılı olmuş ülkelerin bu alandaki üretimin nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi için gerekli “yüksek oranlı  sabit sermaye yatırımlarının”   önemli bir kısmını kurdukları “birlikler” kanalı ile aştıklarını biliyoruz. Benzer yaklaşım bizim kobilerimiz tarafından da benimsenebilir.

Sonuç olarak ;

“maliyet-kalite” dengesini optimize etmeden rekabetçi olamayız, kalamayız !

Günümüz de “sürdürülebilir rekabetçilik” firmalar için bir seçim olmanın ötesinde bir zorunluluktur.

“Üretim-tüketim denkleminin” yeniden yazılmakta olduğu bu yeni döneme hızla uyum sağlayabilmek için , üretimin algoritmasını “döngüsel ekonomi”-“ölçek ekonomisi” kavramları çerçevesinde yeniden düzenlemekte gecikmemeliyiz.

Sağlık, bereket ve bolluk içinde kalın.

En son İçerik

Ünlü fon yöneticisinden altın tahmini

Altında geçen yılki rekor yükselişi tahmin eden fon yöneticisi, değerli metalde yeni zirveler görülebileceğini söyledi.…

Orman yangınları Antalya’da tarımı vurdu

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya’da çıkan orman yangınlarında ilk tespitlere göre, yaklaşık 720…

Dolar/TL’de ‘risk iştahı’ etkisi sürüyor

Küresel piyasalarda artan risk iştahı ve gelişen ülke para birimlerine artan taleple beraber Türk lirası…

3. köprünün Çinlilere satış görüşmesi durdu

Bloomberg HT'nin haberine göre İstanbul Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün 2027 yılına kadar işletme hakkını elinde…

ABD’de altyapı paketinde kritik viraj alındı

ABD'de 550 milyar dolarlık altyapı paketinde taslak metin tamamlandı. Böylelikle paketin yasalaşması için bir adım…

Aygaz, Aykargo’da halka arzı gündeme aldı

Aygaz, bağlı ortaklığı Aykargo'nun danışmanlık şirketi McKinsey ile başarı primine dayalı bir uzun vadeli danışmanlık…