Çiğdem Acarsoy

Çevrimiçi hayatlar, çevrimiçi ilişkiler

Bir Davranış Bilimci olarak göz önünde olan insanları incelemek görevim gibi geliyor ve bazen haddim olmayarak kendimce mercek altına alıyorum; Korkularını, egolarını, özgüven eksikliklerini görmeye çalışıyorum; göz önünde olmak insan psikolojisini nasıl etkiler? Nelerden vazgeçirir, ne kadar bedel ödetir, neyi ispatlamaya çalışıyor şimdi diye bakıyorum. Bakınca da görmeye başlıyorsun.

Sanatçıları saygı duyarak bir kenara ayırdıktan sonra şimdi herkesin kendini ünlü ve çok önemli sandığı bir sosyal medyanın içine düştük ki, kimse yoğurdum siyah demiyor!

Son yıllarda sosyal yaşam açısından önemli bir hale gelen internet ve onun sağladığı olanaklarla artan sosyal ilişkiler ağı bireylerin birbirleriyle ve sosyal çevreyle ilişkisini yıkıma uğratma ve onlara yeni anlamlar katmaktadır.

Peki, tanınmak için her yol mubah mı? Popüler olmak = başarılı olmak mı?

 Bazen bir profile bakıp dakikalarca düşünüyorum…neden yüzbinler (hatta milyonlar) bu kişiyi takip ediyor? Kendinden ne buluyorlar? Kendi eksiklerini mi tamamlıyor, bir şey mi öğreniyor? arıyorum o profilde ve sanırım cevap kişiden kişiye değişiyor. Takip ettiklerin hayata bakışını, hayatın neresinde olduğunu, kültür seviyeni, zevklerini ve kişiliğini pek çok yönden ele veriyor. Bir insanı tanımak için takip ettiklerine bakın, hormonları hakkında bile konuşabilirsiniz…Erkekse; andropozda mı? avcı mı? Kadınsa seviliyor mu? yoksa hala sevilmeye mi çalışıyor? Kendini beğendirmeye mi uğraşıyor? Sahip olduklarını zannettikleri fakat sadece emanetçisi olduğu materyalleri “bakın kalitem bu(!) “diye, markalar gösterip, kendine değer biçmeye mi çalışıyor? Peki böyle yapınca geçiyor mu bilinç altının derinliklerinde yatan değersizlik hissi? Arabanın amblemi, ya da kolundaki saat seni kurtarmaya yeter mi?

  İnsanlar, kişilik yapısını, kendi gerçek benliğini koruyarak bu sistemin içinde olabilirse birtakım getirileri de varsa, bu süreç bir şekilde sürüyor fakat bu uğurda ve orada kalabilmek için kendi benlerinden çıkıp, yalancı bene döndüğünde, yalancı benlerinden ve kendileri de rahatsız oluyor ya da farklı yalancı benler geliştirerek, şekilden şekle bürünerek kendilerini eski konumlarında tutmaya çabalıyor. Bu da mümkün olmuyor. Sonuçta, hem yalancı benleriyle yaşayan ve bundan mutsuz olan, hem de ilgi sevgiyi bulamadan yaşayan bir konumda kalıyorlar. Zira olmadığın biri gibi davranmaya başladığında her defasında aslında başarısızlığa uğrarsın.

    Çok mutlu, çok güçlü, çok önemliymiş gibi davranıp yaşamak gerçek bir saçmalık değil mi? Severek takip ettiğim nasıl bu kadar pozitif olabiliyor diye düşündüğüm, sanki bilgisayarda yaşayan bir influencer‘ın bir yerde “tanıyabileceğiniz en karamsar insanım aslında” demesi, beni bile şaşırtmıştı.

     Masum gibi görünen aman canım ne olmuş ki! dediğimiz ve samimiyetsiz yorumlar ve beğenilerimizle parçası olduğumuz bu sistemin en tehlikeli kısmı da Kendilerini, başkalarının ve medyanın onlar için de yarattığı kolektif kurgu ile özdeşleştirdikleri için, gerçekten de üstün görmeye başlarlarsa kendilerine ve diğer insanlara giderek daha çok yabancılaşırlar, giderek daha fazla mutsuzlaşırlar, yalnızlaşırlar ve popülerliklerine daha bağımlı bir hale gelirler.

    Çevrelerinde sadece onların öz-imajını pohpohlayan insanlar olduğu için, gerçek ve samimi ilişkiler kuramaz hale gelirler. Bir gün popülaritesi azaldığında karşı karşıya kalacağı yalnızlık duygusu ile kişi baş edemeyebiliyor ve olmadık paylaşımlarla tekrar dikkat çekmeye çalışıyorlar.

  Şöhretli bir kişinin, diğer insanlarla sahici ilişkiler içine girebilmesi o yüzden çok zordur. Samimi bir ilişkide, egonun imaj yaratma ve kendisini bulma çabasının yeri yoktur. Eğer kimlik ve kişilik çatışması içine girmişse bu durumda onu gerçek ilişkiler kurma konusunda zorlar.

    Gerçek ve samimi bir ilişkide, karşınızdaki kişiyle aranızda açık bir iletişimin yanı sıra özenli ve dikkatli bir ilgi alışverişi vardır ve herhangi bir menfaat söz konusu değildir. 

   Amaç işini iyi yapmak olmalı. Siz işinizin, yaptığınızın iyisi olur ve sahici olursanız, sonrası kendiliğinden gelir ve sadece kendiliğinden doğallıkla gelen başarı ve popülarite kalıcı olur (istediğiniz buysa tabiki!). Bu şekilde elde edilen tanınmışlık ağırda gelmez, çok rahat taşıyabilirsiniz. Ömür boyu rol yapılamaz veya -msış gibi yaşanamaz. Bu yüzden tanınan insanların kendilerine psikolojik olarak daha çok yatırım yapmaları gerekir.

En son İçerik

Sabır ve sükunet

‘Sabır nedir? ‘diye sorarsanız ben ‘Güç’tür derim.. sabretmek güçlü bir karakter gerektirir. Özellikle de sükunetle…

AB, Kovid-19’a karşı aşılamada hedefine ulaştığını duyurdu

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Temmuz'da yetişkin nüfusun yüzde 70’inin en…

Petrol dünkü düşüş sonrası yükselişe geçti

Dün virüs endişeleriyle gerileyen petrol fiyatları bugün yükselişte. Covid-19 vakalarındaki artışa rağmen küresel petrol talebinin…

Dolar/TL sınırlı yükselişte

Dün günü 8,55’te tamamlayan dolar/TL bu sabah sınırlı yükselişte. Dün 8,5449 - 8,6275 arasında işlem…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” genelgesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Yeşil Mutabakat Eylem Planı"na ilişkin genelge yayımlayarak,…

Koronavirüs pandemisi ne zaman bitecek? İngiliz bilim insanı tarih verdi!

2020'nin sün günlerinde hayatımıza giren koronavirüs ile ilgili sevindiren haber İngiltere'den geldi. İngiltere'deki  tecrit politikasının…