Bulanık suda güven avcılığı yapanlara dikkat

Atalarımız, ‘Ağacın kurdu içinde olur’ sözünü boşuna söylememiş. Hiç kimse düşmanını dışarıda aramasın.  Türkiye’ye en büyük zararı bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşıyanlar veriyor. Başımı kaldırıp sağıma soluma baktığımda, ‘Bu nasıl memleket, ne haldeyiz?’ diyesim geliyor. İsyanım kargaşa isteyenlere, kargaşayı körükleyenlere ve hiçbir şey olmamış gibi üç maymunu oynayanlara. Adeta at izi it izine karışmış durumda.  Hangi yöne dönsem karşıma çıkan tablo iç açıcı değil. Memleketi çıkmazsa sürüklemek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmek için birbiriyle yarışanlar, ekranları parselleyip ihtiras ve vaatler zinciri ile milletin aklını çelmekle meşgul. Algı oyunları ile memleketin geleceğini parselleme planını yapanlara karşı artık tek cepheden mücadele vermek yeterli görünmüyor. Bu saatten sonra her şeyi Ankara’dan bekleme hatasına düşmek ise gaflete düşmekten öte bir şey olamaz. Beni bu düşüncelere sürükleyen temel neden de krizi kendi kaderi olarak kabullenen ülke insanımızın kime inanacağını şaşırmış olmasıdır.

Dedik ya, gün geçmiyor ki, bu ülkede yeni bir skandal yaşanmasın. Sokaktaki vatandaştan Meclisteki vekiline kadar herkesin hayal ettiği 2023’ün Türkiye’sini daha da tehlikeli mecralara sürüklemek için bilen bilmeyen, görünen görünmeyen kim varsa birbiriyle affedersiniz sidik yarışında. Ne o gerçekler ortaya çıkacak ve gerçek suçlular tespit edilip cezasını bulacakmış. Ülkenin saygın kurumları da bu sonuca yurt dışına kaçan bir mafya liderinin art arda yayınladığı açıklamalara bağlı olarak yapacakmış. Kafa kurcalayıcı birçok sorunun cevabını tek kişinin açıklamaları ile kamuoyuna mal etmek ise güven bunalımıyla memleketi kilitlemek isteyenlere hizmet etmekten öte bir şey olamaz.

Peki bu ülkede gerçek güven ve istikrar nasıl tesis edilecek? Mevcut iktidara gözü kapalı sarılarak mı? Muhalefete olur olmaz çıkışlarından dolayı destek vererek mi? Adına dış güç dediklerimizin yenilir yutulur cinsten olmayan operasyonlarını görmezlikten gelerek mi? Tabi ki hayır. 

Evet, bu ülkede gerçek güven ve istikrarı ancak şöyle tesis edebiliriz: 15 Temmuz akşamı sadece ve sadece bekamız için kenetlendiğimiz o ruhu yarınlara taşımak için çaba gösterirsek, önce 83 milyon olarak birbirimize güvenirsek, ticarette birbirimizi kazıklamaktan vazgeçersek, özlenen sohbetlerde söz dinleyip sözümüzü dinletebilirsek, kolay yoldan köşeyi dönmeyi düşünmekten vazgeçersek, işte ve hizmette emanet olarak görülen makamları liyakatli insanlara teslim edersek, işe alacağımız insanları hakiki anlamda güvenlik soruşturmasından geçirirsek, devletin kurumlarına olan güveni zedeleyenleri adalete havale edersek, nimetin kadrini bilip şükrü ve hamt etmedi öğrenebilirsek, mafyanın hiç bir ülkede hayırlı işlerle meşgul olmadığını bilirsek, kamera karşısında geçtiği zaman aslan kesilenlerin ağızlarından çıkan her kelimenin bir karşılığının olduğunu bilirsek ve ‘seçim seçim’ diye diye ortalığı bulandıranlara, ‘Siz, bu ülkeyi kimlerle ve nasıl yöneteceksiniz?’ sorusuna samimi cevap bulabilirsek güven dediğimiz o değeri tesis etmiş oluruz.

Bu tavsiyeleri herkes kendisine rehber edinirse millet hayrına bir adım atmış olur. Yoksa istediğimiz kadar ‘o makamdaki bakan istifa etsin, kaçan mafya lideri eteğindeki taşları döksün, yükselen döviz piyasayı kilitliyor, enflasyon milleti inim inletiyor’ diyelim, kimse kimseyi duymaz ve birilerinin istediği kaos tamtamları eşliğinde kendi kıyametimizi kendimiz davet etmiş oluruz. 

Ez cümle, karşısına kurdurduğu bir kamera aracılığı ile gündem oluşturanların maksadı ile yıkım ekibinin hevesleri aynı kavşakta buluşmuştur. Bu buluşma sadece bir dönemin ve günümüzün perde arkası ilişkilerini gözler önüne sermiyor. Güvensizliğin iktidarını daim etmeye kapı da aralıyor. Terörle mücadelede en etkin dönemin yaşandığı, dost görünümündeki düşmanların dört bir yanımızı sardığı, geçim derdinin seçim derdinden çok daha önemli olduğu bir dönemde olup bitenlerin elbet bir neticesi de çıkacaktır. Daha da ötesi, at izinin it izine karıştığı bir dönemin hesaplaşmasını itibar erozyonu üzerinden yapanların sonunu da hep birlikte göreceğiz.

En son İçerik

“Türkiye, dünyada en çok mülteci barındıran ülke konumunda”

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonunca "20 Haziran Dünya Mülteci Günü" etkinliğinde konuşan Milli Eğitim Bakanlığı…

İbrahim Reisi İran’ın 8. Cumhurbaşkanı seçildi

İran'da 18 Haziran tarihinde yapılan 13. Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin ilk resmi sonuçlarına göre muhafazakar aday İbrahim…

TAV’dan Kuzey Makedonya’ya yatırım kararı

TAV, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamada Kuzey Makedonya’da 49,7 milyon euro yatırım yapılacağını açıkladı. TAV…

Kurulan şirket sayısı geriledi

Kurulan şirket sayısı, mayısta bir önceki aya göre yüzde 47,7 azalarak 4 bin 480, kapanan…

Günlük aşılama 1,5 milyonu aştı

Türkiye'de günlük aşılamada 17 Haziran itibariyle yeni rekor kaydedildi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın verdiği verilere…

Suriyelileri ülkelerine peyderpey geri yollamamız lazım

Avrupa ülkeleri belirli sayıda Suriyeli geçici sığınmacıları aldılar. En fazla alan Almanya, İsveç, Danimarka gibi…