En güçlü olan değil en uyumlu olan hayatta kalır!

Yolculuk dışardan içeriye doğru değil, içeriden dışarıya doğru yapılır elbette ve biz kendimizle başladık tüm yolculuklara, çok emek verdik, törpüledik sivri yanlarımızı, her gün bir tuğla koyup inşa ettik kendimizi, rollerimizi seçtik, rollere uygun davranışlar geliştirdik, bir nevi eğittik ruhumuzu, emek verdik. Sonra da kendi öğrendiğimiz doğrularımızla çocuklarımızı yetiştirdik.

Çocuğumuz en iyi okula gitsin istedik, sanatla veya sporla uğraşsın, ikisi birden olursa harika olur, hobileri olsun, çok okusun. Kibar olsun, oturmayı kalkmayı bilsin, saygılı olsun…

Niyetlerimiz çok iyi, amaçlarımız da öyle; bizden sonra da kendine yetsin, güzel bir hayat yaşasın ve bu amaçla bir sürü yükleme yaptık çocuğumuza, aldığı kadarını alır, almadığından da kendisi sorumlu olur, ne de olsa biz verdik! Gerisi ona ait.

Onu donatmak, hayata hazırlamak için her şeyi sunarız. Bizim yapamadıklarımızı da o yapsın der, elimiz gücümüz yettiği kadarıyla dünyaları sereriz ayaklarına fakat olur da ilerde sendelerse, hemen savunmaya geçeriz, “En iyi okullarda okuttum, en iyi hocaları tuttum, şunu yaptım, bunu verdim, şu kadar harcadım, daha ne yapsaydım” diye kendimizi aklarız, sorumluluktan kaçarcasına! halbuki, belki de en önemli noktayı atlamışızdır. ‘Uyumu’ öğretmemişizdir ve hep ebeveynlerinin kanatları altında en iyilere alışkın olan çocuğumuz, fanusumuzdan çıkıp hayata karışınca ve gerçeklerle yüzleşince, asıl başarısı veya başarısızlığı şartlar karşısındaki uyumu ile ortaya çıkar. Şartlar değişince hayatta kalabiliyor mu?  Esneklik oluşturabiliyor mu?

Bizler de aynı sınavı veriyoruz şimdilerde esneklik göstermek zorunluluğumuz oldu yani belki de çocuklarımıza ilk öğretmemiz gereken ve bizim de ilk öğrenmemiz gereken şeyi bir virüs gelir bize öğretir.

    Aralık 2019 tarihinden itibaren bütün dünyayı etkisi altına almaya başlayan Corona virüs gerçeği ile yaşıyoruz. Sağlık açısından şahit olduğumuz acı senaryonun dışında hayatlarımıza da etkisi oldu.

   “Değişim”, bir anda tüm hayatımızı kuşattı: iş hayatımızda, özel hayatımızda, eğitim alanında, sosyal alandan spor alanına kadar her alanda karşılaştığımız bu gerçeğin yansıması “değişim”.

   Bir yıl önce alışamadığımız, belki depresif hale geldiğimiz durumlar şu an için normalimiz oldu, adına da ‘yeni normal’ dedik. Her şeyi güncelledik diyorum ben; okullar güncellendi ’online’ hale geldi, iş yerlerimiz güncellendi ‘home office’ oldu.

     Değişime direnmek kayıplara yol açtığı için ayak uydurduk. İstesek de istemesek de kayıp vermemek, zarar görmemek için tüm hayatımızı, alışkanlıklarımızı değiştirdik.

   Tüm insanlık için eğitici bir süreç olduğunu düşünüyorum. Zira bizim hep atladığımız bir realiteydi “uyumluluk.” Çünkü biz yapımız gereği en çok direnç göstermeyi biliyorduk!

 Öyle günlerden geçiyoruz ki Charles R.Darwin’ in 1800’lü yıllarda bize dediği sözü şimdi daha net anlayabiliyoruz  “Ne güçlü olan tür ayakta kalır, ne de en zeki olan…Değişime en çok adapte olandır hayatta kalan.”

En son İçerik

Galatasaray’ın yeni başkanı Burak Elmas oldu

Geçtiğimiz günlerde projelerinden ilk kez Finans ve Ticaret'e bahseden Burak Elmas, Galatasaray'ın 38. başkanı oldu.…

“Türkiye, dünyada en çok mülteci barındıran ülke konumunda”

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonunca "20 Haziran Dünya Mülteci Günü" etkinliğinde konuşan Milli Eğitim Bakanlığı…

İbrahim Reisi İran’ın 8. Cumhurbaşkanı seçildi

İran'da 18 Haziran tarihinde yapılan 13. Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin ilk resmi sonuçlarına göre muhafazakar aday İbrahim…

TAV’dan Kuzey Makedonya’ya yatırım kararı

TAV, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamada Kuzey Makedonya’da 49,7 milyon euro yatırım yapılacağını açıkladı. TAV…

Kurulan şirket sayısı geriledi

Kurulan şirket sayısı, mayısta bir önceki aya göre yüzde 47,7 azalarak 4 bin 480, kapanan…

Günlük aşılama 1,5 milyonu aştı

Türkiye'de günlük aşılamada 17 Haziran itibariyle yeni rekor kaydedildi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın verdiği verilere…